BİRİNİ GERÇEKTEN NASIL SEVERSİNİZ?

Estrogenolit

Kalbinizle sevmenin tek yolu kaybetme riskini cesaretle kabul etmektir.

Her insan içten içe aynı arzulara sahiptir: Tanımak ve tanınmak, sevmek ve sevilmek… Ve yine de, gerçek aşk gözlerimizin içine bakarken, sizi seven biri sizin için oradayken aranıza duvar örmek isteyebilir, kaygılarınızdan kurtulamayabilirsiniz. Bu dürtünün sebepleri bilinçaltınızda sevmenin aynı zamanda incinme ve sevdiğiniz insanı kaybetmeye hazır olmanız gerektiğini bilmenizle alakası vardır. Eğer kendinizi sevdiğiniz insandan sakınıyor, samimiyeti sınırlıyorsanız kendinizi potansiyel risklerden koruyorsunuz demektir. Bu nedenle, bütün kalbinizle sevmenin tek yolu kaybetme riskini cesaretle kabul etmektir.

Kayıp riskine karşı kendimizi korumak için pek çok savunmamız vardır. Bu savunmalardan bazıları bariz şekilde açıktır: Alaycılığa başvururuz, işe odaklanır dikkatimizin dağılmasına ve kendimizi meşgul tutmaya çalışırız, sürekli akıllı telefonumuzu kontrol eder, ekranlara yapışık yaşarız. Samimiyeti yasaklayan diğer savunma mekanizmaları ise biraz daha incedir. Bu koruma biçimleri zihin dünyasında meydana gelir ve genellikle şüphe tezahür eder.

Hepimiz daha önce incindik. Red edildik, alay edildik, görmezden gelindik veya benzer başka bir durumda kalmışızdır. Günümüzde incinmeden ve yıpranmadan bir yetişkin olmak imkansız gibi bir şey. Kültürümüz ‘yetersizlik’ üzerine kurulu gibi. Bize durmaksızın verilen mesajlar şöyle şekilleniyor: Yeterince ince değilsin, yeterince sağlıklı değilsin, yeterince başarılı değilsin, yeterince yoga yapmıyorsun, yeterli stilin yok, yeterince arkadaşın yok, yeterince komik değilsin, yeterince eğlenmiyorsun… ‘Yeterli değilim’ fikri bir kez kafanıza yerleştikten sonra, bu ikili ilişkilerinizi de oldukça etkileyecektir. Karşınıza tüm nitelikleri ile istediğiniz, sevebileceğiniz insan çıktığında bile yeterli olmadığınızı düşünürsünüz. Ego, riskten nefret eder. Ego, bilinmeyenden nefret eder. Ego, savunmasız olmaktan nefret eder. Zorbalık kültüründe, ego bilir ki ya zorba olacaksınız ya da zorbalığa uğrayacaksınız ve hangisini tercih edeceğiniz gün gibi meydanda. Korku ve endişe ile başa çıkmanın kimi yolları var ama unutmamalısınız ki bunun için sabır ve metanet gereklidir.

Korkuyu adlandırın

Korkuyu buyur edin; onu tanımak için, adlandırmak için… Onunla ilgili yazın, onunla ilgili konuşun. Aklınızda sevdiğiniz insana dair ‘yeterince sevimli değil’ ya da ‘yeterince sosyal değil’ gibi fikirler olduğunda, bunun uzaklaşmak adına bir savunma olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını hatırlayın.

Yalanları gerçekler ile değiştirin

‘Yeterli değilim’ inancına sahip olduğunuzu şimdi biliyorsunuz. Ama diğer insanların bunu anlaması zaman alabilir. Yine de siz artık gerçeği bildiğiniz için iyileşme dönemine girmeli ve kendinizi ‘yeterli’ olduğunuza inandırmalısınız. Seviliyorsunuz. Olduğunuz gibi seviliyorsunuz. Kusursuz değilsiniz, ama öz değeriniz kusursuz olmaya bağlı değil. Sevgiye layıksınız çünkü varsınız. Bunu bilmek ve bunu hücrelerinizde hissetmek yine de iki farklı şey. Sabırlı olmalı ve bu gerçeğin aklınızdaki yalanlarla yer değiştirmesi için kendinize zaman tanımalı ve inanmalısınız.

Kaybetme riski ile barışın

Tüm kalbinizle sevebilmenin tek yolu, incinebileceğinizi kabul etmek ve bundan çekinmemektir. Halbuki hayatımızdaki en büyük gerçek bir gün zamanımızı dolduracak ve tüm sevdiklerimizden ayrılacak, dolayısı ile onları kaybedecek olmamızdır. Ego, kalbinizin kapılarını kapatırsanız kayıpların daha az can yakacağına inanır. Halbuki hiç de öyle değil: Kayıp nasıl olursa olsun acıtır. Öyleyse şansınız ve zamanınız varken tüm kalbinizle sevmelisiniz.

Estrogenolit

EVLİLİĞİNİZİ GÜZELLEŞTİRMENİN 10 YOLU

Estrogenolit

Genellikle insanlar küçük konulardan, özellikle de zaman içinde birikmiş küçük konulardan dolayı ayrılır. Gene de, küçük ayrıntılar da büyük farklılıklar yaratabilir. İşte size evliliğinizi geliştirmenin 10 yolu…

1) Hatalı olduğunuzda özür dileyin ve gururu bir kenara bırakın. Eğer bir kavgada haksız olduğunuzu fark ederseniz, bunu kabullenin ve özür dileyin. Bu, yakın bir ilişki için çok büyük bir fark yaratacaktır

2) Kavga ederken, eşinizin artık hayatınızda olmadığını hayal edin. Bir kavgayı bitirmenin en iyi yolu, o insanı kaybettiğinizi ve özlediğinizi hayal etmektir. Üzüldünüz değil mi? Göğsünüz de sıkıştı? Bu hissettiğiniz aşktır.

3) Daha çok gülün. Evliliğin en büyük sırlarından birisi budur. Birbirinizin varlığından keyif aldığınızı gösterir ve sizi güçlü kılar.

4) Haftalık toplantı yapın. Eğer çocuklarınız da varsa, haftalık toplantı gerçekten sizin için çok önemlidir. Romantik bir yemek olmasa da ilişkinize çok fazla katkısı olacaktır.

5) Seks programı yapın. Romantik olmasa bile, meşgul hayatlarımızda çok gereklidir. Ajanda da plan yapmak çok romantik olmasa da, sekssiz bir evlilik kadar kötü olamaz.

6) Küçük şeyler hakkında konuşun. Büyük konuları bir kenara bırakıp küçük konular hakkında da konuşabilirsiniz. Konuşun, konuşmaya devam ettikçe ilişkiniz güçlenecek

7) Kendinize ait bir hayatınız olsun. Kimse, arkadaşı olmayan bir insandan hoşlanmaz. Bu yüzden hobi edinin. Arkadaş edinin. Bir hayatınız olsun! Bu, eşinizin sizi daha çok taktir etmesine neden olacaktır.

8) Teşekkür etmeyi unutmayın. Bu doğru. Ne kadar küçük görünürse görünsün, teşekkür etmek çok önemlidir. “Bu akşam yemek hazırladığın için teşekkürler,” bile çok güzel bir yaklaşımdır.

9) Bağırmayın. Kimse size kavga etmeyin demiyor. Hatta kavga bazen gereklidir. Ama bağırmayın, küfretmeyin ve seviyeyi düşürmeyin.

10) El ele tutuşun. Birbirinize öfkeden delirseniz bile, sadece dokunun. Yatakta ya da dışarıda fark etmez. Bazen en ufak bir temas bile öfkemizi azaltır.

Estrogenolit

Estrogenolit Hap

Yaşlıların evlenmesi normal mi?

Toplumda yaşlıların evlenmesi ile ilgili, eskiye oranla değişse de, yanlış bir algı söz konusudur. Çünkü yaşlılık denilince akla, fiziksel yetersizliği olan ve cinsel potansiyeli kalmayan kişiler geldiği için yaşlılıkta evliliğe ihtiyaç olmadığı düşünülmektedir. Yukarıda da söylediğim gibi, evlilik kişinin sadece cinsel ihtiyaçlarını meşru bir zeminde gidermesini sağlamaz, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını da giderir. Kaldı ki, cinsellik yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel insani ihtiyaçlardan biridir, böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü yaşlı olsa da her insanın rahatlamaya, gevşemeye, arzulamaya, arzulanmaya, cinsel haz alıp vermeye, ruhunu ve bedenini özgürce paylaşmaya ihtiyacı vardır. Nitekin CİSED’in yaşlıların cinsel yaşamları ve potansiyelleri üzerine yaptırdığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, hızında bir yavaşlama olsa bile kişilerin ölünceye kadar cinsel yaşamı devam etmektedir. Yaşlılık sürecinin cinselliğe ilginin azalmasında etkili  olabileceğinin altını çizen CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe’ye göre; “”Ancak yaşlanan kişilerin cinselliğe ilgisi devam edebilir. Yaşlı olarak kabul edilen 65 yaş ve üstü kişilerde yaptığımız Yaşlılık ve Cinsellik Anketi çalışmamıza göre erkeklerin %55′nin, kadınların ise %35′nin cinsel arzularının ve beklentilerinin yaşlanmaya rağmen devam ettiğini gördük”, diyerek bu konudaki yanlış algıyı da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yaşlıların da evlenmesi, gençlerin evlenmesi kadar normaldir.

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

YAŞLI EVLİLİĞİ NORMALLEŞTI

Burada toplumun yaşlı evliliğine bakışındaki değişimden de söz etmek gerekir. Artık toplum yaşlı evliliğini daha normal görmeye başladı.  Biraz da modern hayat koşulları, örneğin kadınların daha fazla iş yaşamına katılması, erkelerin yoğun iş temposu, yaşların evde bakımını zorlaştırdığı için, çocuklar yaşlı anne ve babalarının evlenmesine taraf olmaktadırlar. Eskiden yaşlı anne veya babanın evlenmesi önünde büyük bir engel olan çocukların karşı çıkması sorunu da ortadan büyük oranda kalktığı için yaşlıların evlenmesi daha da kolaylaşmıştır. Eskiden anne veya babalarının evlenmesine karşı çıkan çocuklar şimdi, televizyonlardaki evlenme programlarına onların adına kendileri başvuruyor, eş seçimini de beraber yapıyorlar.

Bu arada televizyondaki evlenme programlarının da toplumun yaşlı evliliğine bakışının değişmesinde etkili olduğu söylenebilir. Bu tarz programlar, ülkemizin temel evlenme kültürüne uygun olmasa da, sıklıkla gündeme geldiği için yaşlı evliliğine bakışı normalleştirmiştir. Daha önceleri en yakınlarına bile evlilikten söz etmeye çekinen yaşlılar, şimdi büyük bir özgüvenle televizyona çıkıp eş aradıklarını ifade ediyorlar.

Estrogenolit Hap

Sağlıklı cinsel yaşam

Estrogenolit

Mükemmeli tarif eden bu standardı yakalamak zor olabilir, ancak en azından ona yaklaşmak mümkün. Bazı basit koşulları yerine getirmeniz yeterli olacak.

“Sağlıklı cinsel yaşam” çiftlerin düzenli, uyum içinde ve mutlu bir cinsel hayat sürmelerini anlatır. Mükemmeli tarif eden bu standardı yakalamak zor olabilir, ancak en azından ona yaklaşmak mümkün. Bunun ise yerine getirmesi kolay bazı basit koşulları var.

1- Hijyen şart!

“Sağlıklı” sözünün kullanılması boşuna değil. Seks sırasında çiftler birbirinin bedeninden yayılan bütün kokuları duyarlar. Hoş kokular cinsel arzuyu artırırken nahoş kokular bu arzuyu öldürür. Ağız kokunuzu bir bardak limonlu su içmek gibi basit yöntemlerle giderebilirsiniz. Hiç duş alacak vaktiniz yoksa koltuk altı ve kasık bölgelerinizi ıslak mendille silebilirsiniz.

2- “Hayır!” demeden önce bir düşünün

İstemediğiniz hiçbir şeyi elbette yapmayın. Ama neden “Hayır!” dediğinizi de düşünün. Eğer seksi istememe nedenlerinizi ortadan kaldırmazssanız ya da ortadan kaldıramadığınız nedenlerle barışamazsanız sevişme aralıklarınız uzar. Bu da sizi birbirinizden uzaklaştırır. Düzenli olarak sevişirseniz aranızdaki yakınlığı da korkursunuz.

Estrogenolit

3- Ne istediğinizi söyleyin, ne istediğini sorun

“İnsanlar konuşa konuşa” sözünün bir anlamı olmalı… En çok neleri yapmanızdan hoşlandığını sorun, hoşlandığı ama yapmadığınız neler olduğunu da sorun. Sormasını beklemeden siz de neleri sevdiğinizi ve neleri yapmasını beklediğinizi söyleyin. Aksi halde aslında hoşunuza gitmeyen bir durumu seviyormuş gibi yaparak karşılıklı yıllarınızı sevişemeden harcarsınız.

4- Biraz yavaşlayın…

Çok hızlı yaşıyoruz, her an bir şeylere yetişmeye ve bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyoruz. İkinize özel dakikalarda biraz yavaşlamayı deneyin. Giysilerinizi çıkarmakta acele etmeyin. Ellerinizle karşılıklı bedenlerinizi keşfedin, ağır ağır giysilerinizden sıyrılın. Bir yere yetişmeyeceğinizi kendinize hatırlatın.

5- Yeniliklere açık olun

Seks yapmak biraz öpüşmek, sonra cinsel uzuvları buluşturmak değildir. Konuşun, zevk alıyormuşsunuz gibi rol yapmayın ama arada bir karı-koca rolünün dışına çıkın. Fantezilerinizi birbirinize utanmadan anlatın ve uygulayın. Hep aynı kişininkileri değil, ikinizin fantezilerini de gerçekleştirin.  

Estrogenolit

Bol bol seks yapan çiftlerin 9 alışkanlığı

Estrogenolit

İster 5 aydır birlikte olun, isterseniz 5 yıldır; uzun süreli ilişkilerin acı gerçeği, cinsel hayatta monotonluğa düşme ihtimalidir. Uyumsuz libido, yüksek stres seviyesi, zayıf iletişim – tüm bunlar, hak ettiğiniz sağlıklı seks hayatını elde etmenizi engelleyebilir. Yalnızca proaktif olup rutininizde değişiklikler yaparak sonuç elde edebilirsiniz.

Seks vagonundan düştünüz ve yatak odanızda tekrar raya oturmak istiyorsunuz; o halde, partnerinizle birlikte acilen edinmeniz gereken 9 alışkanlık var:

1- Sık sık flört ederler

Bir ilişkide, seks hayatınızı sağlıklı tutabilmeniz için gereken en önemli şey, cinsel enerjiyi seks dışında da canlı tutmaktır; partneriniz ekstra seksi göründüğünde ona iltifat etmek, mutfakta karşılaştığınızda avuçlamak, tokatlamak ya da soyunurken gördüğünüzde seksi bir bakış atmak gibi. Partnerinizin çekiciliğini fark etmek, arzulandığını hissetmesini sağlayacak ve birbirinizi yatakta istemeye devam edeceksiniz.

2- İyi iletişim kurarlar

Sağlıklı ilişkilerin anahtarı, iletişimdir (hem yatak odasında hem de diğer anlarda). Duygusal sorunlarının yanı sıra cinsel istekleri ve arzuları hakkında da konuşabilen çiftler, genelde daha fazla sevişirler; çünkü partnerlerini memnun etmek için tam olarak ne yapmaları gerektiğini bilirler.

3- Partnerlerine içerlemezler

Partnerinizin siz farkında olmadan size içerlemiş olmasından kötü bir şey yoktur – ve bu seks hayatınızı etkiler. İlişkiye bastırılmış ya da çözüme kavuşmamış öfke yüklenmişse, seks, yavaşça kaybolacaktır; çünkü taraflardan biri, duyulmadığı için diğer tarafa kızgındır. En küçük şeyler hakkında bile olsa konuşmaya vakit ayırmak, partnerinizle aranızdaki boşluğu kapatır ve bir anda yanınızda sevişmeye sabırsızlandığınız süper seksi bir insan görmeye başlarsınız.

4- Aktiftirler

Aktif hayat yaşayan çiftler, daha sıklıkla seks yaparlar. Daha çok enerjiniz olduğundan, endorfin salınımı, hem sizi hem de partnerinizi hemen moda sokar. Mesela spor salonuna gidin, birlikte terleyin ve bonus egzersiz için eve koşun.

Estrogenolit

5- İyice dinlenmiş olurlar

Yorgunluk genelde daha büyük nedenleri örtmek için bir yalan olsa da iyi dinlemiş olmanın seks hayatınızı iyileştirdiği de bir gerçektir. Hayatınız yoğunsa eğer, seksin ikinci plana atılması gayet kolay olur. Uykudan feragat etmek de işleri uzun vadede bozacağından, fonksiyonlarınızın düzgün işleyebilmesi için dinlenmeye vakit ayırmanız gerekiyor.

6- Sekse renk katın

Seksi ilginç, şaşırtıcı ve eğlenceli kılmak için, cinsel açıdan alışılmadık şartlar yaratan çiftlerin sıklıkla sevişme olasılıkları daha yüksektir. Misyoner sıkıcı hale geldiğinden değil; ama seks hayatınızı farklılaştırmak için aktif efor sarf etmekten canınız yanmaz. Bedeniniz ve arzularınız konusunda öğreneceğiniz yeni şeylere şaşıracaksınız.

7- Mastürbasyon yaparlar

Partnerli seks hayatınıza heyecan katmak için yapabileceğiniz en iyi şey, solo sekse vakit ayırmaktır. Bedeniniz hakkında daha fazlasını öğrenmenin yanı sıra, kendi hazlarınızla sağlıklı bir ilişki kurmak, libidonuzu artırmanın harika bir yoludur. Daha sık bir şekilde cinsel bir ruh halinde olarak – kendi kendinize bile olsa – kendinizi seks moduna soktuğunuzdan partnerinizle olan cinsel hayatınız da olumlu bir şekilde etkilenecek.

8- Seks için zaman yaratırlar

Bir gün içerisinde yeterince saat yokmuş gibi görünüyor olabilir; ama bahaneler uydurmak yerine seks için zaman yaratan çiftlerin seks hayatları, doğal olarak daha aktiftir. İdareyi ele alıp romantik anlara özel vakit ayırmak, seks hayatınıza ciddi şekilde katkıda bulunabilir. ‘Seksi programlamanız’ gerekmiyor. Yalnızca birkaç saatinizi kanepeden ve televizyondan uzakta, samimi anlar yaşamaya ayırın; sonrası da artık malum…

9- Kontrollerini kaybetmekten korkmazlar

Gevşeme becerisi, sıklıkla seks yapan çiftlerde yaygındır. Yatak odasına renk katma ile bir aradadır: hem siz hem de partneriniz, seks konusunda açık fikirliyseniz ve kurallara göre oynamaktan hoşlanmıyorsanız, tutkulu ve spontane bir seks hayatınızın olması oldukça kolaydır.

Estrogenolit

ERKEN BOŞALMA KABUSUNUZ OLMASIN

Erken boşalma, kalıcı bir sorun ya da yaşam boyu sürecek bir kâbus değildir.

Maalesef bu konudaki yanlış bilgi ve algılar bu sorunu yaşayan erkeklerin ve çiftlerin kendilerini çaresiz hissetmelerine neden oluyor. Çoğu kişi sorununun ne olduğunu bilmeden üfürükçülere, falcılara giderek, piyasada dolaşan sahte ilaçları kullanarak derdine deva arıyor ya da kaderine razı olup hayata küsüyor.

NE ANLAMA GELİYOR?

Erken boşalma cinsel yetersizlik ya da hastalık değildir, çiftin cinsel uyum sorunudur, bir cinsel denetimsizlik sorunudur. Bu sorun için “erken boşalma” ifadesi yaygın olarak kullanılıyor olsa da, “denetimsiz boşalma” ya da “istemsiz boşalma” ifadeleri durumu daha doğru bir şekilde anlatır. Çünkü “erken” sözcüğü herkes için farklı olabilecek göreceli bir süreye işaret eder. Bırakın çiftler arasındaki farklıkları aynı çift için bile boşalma süresi değişkendir. Örneğin, bir çift bir gün olabildiğince yavaş, sakin ve uzun süreli seks isterken, başka bir gün çok hızlı ve kısa bir seks isteyebilir. Dolayısıyla “erken boşalma” erkeğin kendisinin ve partnerinin istediği zamandan önce denetimsiz ve istemsiz olarak boşalmasıdır. Burada yaşanan sorun, boşalmanın istenen zamanda olmasının sağlanamaması, yani erkeğin boşalma refleksi üzerinde denetime sahip olamamasıdır. Bu durumda erken boşalma tanısı konabilmesi için, bir erkeğin eşli cinsel etkinlikler sırasında, sürekli ya da yineleyici olarak, vajinaya girdikten sonra yaklaşık bir dakika içinde ve isteğinden önce denetimsiz ve istemsizce boşalması, yaklaşık altı aydır bu sorunun sürmesi ve her cinsel etkinlikte ya da cinsel etkinliklerin yaklaşık yüzde 75’de aynı sorunu yaşaması söz konusu olmalıdır. Ayrıca bu belirtilerin kişide veya partnerinde klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya neden olması, erken boşalmanın cinsel kökenli olmayan bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanmaması ya da ağır bir ilişki bozukluğundan ya da gerginlik yaratıcı önemli başka etkenlerden kaynaklanmaması ve bir maddeye, ilaca ya da başka bir sağlık durumuna bağlanamaması gerekir.

SORUN DOĞRU TESPİT EDİLMELİ

Erkek cinsel ilişkilerinin büyük çoğunluğunda ne zaman boşalacağını bilinçli bir şekilde kontrol edemiyorsa erken boşalma sorunu yaşıyor demektir. Erken boşalmayı sorun haline getiren boşalmanın ne kadar sürede olduğu değil, boşalma refleksi üzerinde istemli ve dolaylı bir denetimin yapılamıyor olmasıdır. Kadının cinsel reaksiyonunun yavaş olduğu bir cinsel ilişkide erkeğin boşalması kadın tarafından erken boşalma olarak algılanabilir ama bu durumda erken boşalmadan söz edilemez. Erken boşalma ancak, erkeğin boşalma zamanını ayarlayamaması, kendi isteği dışında gerçekleşen boşalmayı engelleyememesi durumunda söz konusudur.

ÇÖZÜMÜ NEDENİNDE GİZLİ

Erken boşalma, psikolojik, fiziksel, durumsal ya da ilişkiyle ilgili nedenlerle yaşanan bir sorundur ve çözümü nedeninde gizlidir. Bu nedenle de erken boşalmanın nedenin belirlenmesi ve anlaşılması büyük önem taşır. Erken boşalmaya yol açan neden ortadan kaldırıldığında çoğu zaman çözüme ulaşılır. Fiziksel nedenleri ortadan kaldıracak uygun tedaviler ve psikolojik nedenler doğrultusunda yürütülecek cinsel terapi yoluyla erken boşalma sorunu tamamen çözülebilir.

PSİKOLOJİK NEDENLER

Erken boşalmanın bazı durumlarda ya da bazı partnerlerle yaşanması normal ve olağan bir durumdur. Örneğin, ilk kez cinsel ilişkiye giren erkeklerde erken boşalma sık görülür. Ancak bu kalıcı bir sorun değildir, bilgi ve tecrübe eksikliği, stres, endişe, aşırı uyarılma gibi nedenlere bağlıdır. Daha sonra yaşanan cinsel tecrübelerin artmasıyla boşalma denetimi öğrenilir. Boşalma denetiminin sağlanamadığı diğer durumlara genellikle psikolojik etkenler neden olur. Bu nedenlerin başında özgüven eksikliği, depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları, cinsel yönelim ve cinsel kimlik karmaşası, cinsel başarısızlık endişesi, bilinçdışı çatışmalar yer alır. Bunların dışında, çiftlerde erken boşalma sorunun diğer bir önemli nedeni ilişkide yaşanan iletişim kopukluğu, duygusal çatışmalar, aldatma vb gibi sorunlardır.

ENFEKSİYONLARA DİKKAT EDİLMELİ

Erken boşalma fiziksel nedenlere, hastalıklara ve ilaç kullanımına bağlı olarak da görülebilir. Örneğin, üretrit ve prostatit gibi prostat ve yolu enfeksiyonları enfeksiyonları, magnezyum eksikliği, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, diyabet penise giden kan dolaşımını etkileyerek erken boşalmaya yol açabilir. Bel bölgesinde, omurilikte ya da peniste travma ve yaralanmalar da boşalma denetiminin azalmasına ya da kaybedilmesine neden olabilir. Grip ve alerji ilaçlarının kullanılması ya da kullanılmasının bırakılmasının yan etkisi olarak da erken boşalma sorunu ortaya çıkabilir.

Mastürbasyon ile ilgili merak edilen her şey

Mastürbasyon nedir?

Kişinin kendi kendini cinsel olarak tatmin etmesine mastürbasyon denir. Birçok insan çok küçük yaşlarda cinsel organlara dokunmanın keyif verdiğini keşfeder ve özellikle ergenlikle birlikte artan cinsel merakı mastürbasyon yolu ile gidermek tamamen doğal ve sağlıklı bir durumdur. Rahatlamak için, cinsel arzuları yatıştırmak için, bedenin ihtiyaçlarını ve orgazm olmayı keşfetmek için veya sadece eğlenmek için; çeşitli sebeplerle mastürbasyon yapılabilir.

Herkes mastürbasyon yapar mı?

Daha çocukken kendi kendimizi cinsel olarak uyarabildiğimizi keşfederiz. Bunun sonucunda birçok insan, mastürbasyonu rahatlıkla cinsel yaşamlarının bir parçası haline getirebilir. Ancak kültürel ve dini gerekçelerle mastürbasyonun ayıp veya günah olduğu düşünülebilir, dolayısıyla cinsel yaşamlarımızla ilgili çok az konuşuruz; mastürbasyon hakkında ise neredeyse hiç konuşulmaz. Son yıllarda yapılan araştırmalarla elde edilen istatistiklere göre erkeklerin %95’i, kadınların ise %90’ı mastürbasyon yapıyor.

Mastürbasyon nasıl yapılır?

Kadınlar ve erkekler için mastürbasyon yapmanın çeşitli yolları vardır. En sağlıklısı kişinin cinsel organını uyarmayı öğrenmesidir. Elle, vibratörle ya da mastürbasyona yardımcı bazı seks oyuncakları ile cinsel organdaki ve vücuttaki erojen bölgeler keşfedildikten sonra düzenli olarak uyarılarak kendi kendine orgazma ulaşmak mümkün olabilir.

Erkekler nasıl mastürbasyon yapar?

Erkekler tek eliyle penislerini kavrayarak ve yukarı-aşağı hareketlerle okşayarak mastürbasyon yaparlar. Bir süre sonra boşalma gerçekleşir. Erkeklerin mastürbasyon esnasında kullanabilecekleri çeşitli seks oyuncakları ve kayganlaştırıcılar da mevcuttur. Cinsel uyarılmayı sağlamak için erotik filmler ya da dergiler kullanılabilir ya da sadece hayal gücü ile uyarılma sağlanabilir. Bir erkeğin mastürbasyonu ortalama 1-5 dakika kadar sürer.

Kadınlar nasıl mastürbasyon yapar?

Erkeklere oranla kadınlar için daha fazla mastürbasyon seçeneği vardır. En temelde kadınlar, klitorisi elle uyararak mastürbasyon yaparlar. Ancak vibratörler ve çeşitli seks oyuncakları ile vajinal olarak uyarılarak da mastürbasyon yapabilirler. Cinsel olarak uyarılmak için kadınlar da erotik içerikli yayınlardan faydalanabilirler. Ancak yapılan araştırmalardaki ilginç sonuçlardan biri, kadınların büyük çoğunluğunun yalnızca hayal kurarak mastürbasyon yaptığını ortaya çıkardı.

Mastürbasyon zararlı mıdır?

Bazı insanlar her gün, bazıları haftada bir, bazıları daha seyrek mastürbasyon yapar. Bazıları ise hiç yapmaz. Mastürbasyonun ne sıklıkla yapılması gerektiğine dair bir standart yoktur. Ancak günlük hayatınızı, sorumluluklarınızı veya ilişkinizi etkileyecek bir alışkanlık haline geldiğinde mastürbasyon sizin için zararlı olabilir. Böyle bir durumda bir terapiste danışmak en doğrusudur. Aynı zamanda cinselliğinizi keşfederken cinsel organlarınıza zarar vermemeye de özen göstermelisiniz. Elinizle ya da bir seks oyuncağı ile mastürbasyon yaparken hassas bölgelerin tahriş olmaması için kayganlaştırıcı kremler veya yağlar kullanabilirsiniz. Bunların dışında mastürbasyonun herhangi bir zararı bulunmamaktadır.

Mastürbasyonun faydaları nelerdir?

Pek çok açıdan mastürbasyon faydalı olabilir;

  • Cinsel olarak doyurucudur.
  • Rahatlamak, gevşemek için iyi bir yöntemdir.
  • Cinsel hayatı renklendirir. Kişiler mastürbasyon sayesinde nasıl daha iyi uyarıldıklarını ve daha yoğun orgazmlar yaşadıklarını keşfedebilir ve bu sayede partnerleriyle daha doyurucu bir seks hayatı yaşayabilirler.

Seksle ilgili bilimsel gerçekler

Toplum; seks, aşk, flört hakkında karışık mesajlarla doludur: “Kendini biraz ağırdan sat” ya da “Evlenmeden önce her şeyi yaşa” gibi… Hangisine kulak verip hangisini duymazlıktan gelmeniz gerektiğine dair kafanız karışıyorsa, bir de bilim adamlarının cinsel davranışlar hakkında ortaya koyduğu bulgulara göz atın. Bunlar genellikle bizim inandıklarımıza ters düşüyor:

1. Durulmadan önce 12 kişi ile flört edin

Matematikçilerin öne sürdüğü bu rakam açıklamak için çok karmaşık olsa da işin özü şu: Harika bir eş seçmek söz konusu olduğunda, doğru insanı seçme şansınız tanıştığınız insanlarla doğru orantılıdır. İlk birlikte olduğunuz insanla durulmak ve karşılaştırma şansınızın azalması kendinizden kolay vazgeçtiğiniz anlamına gelir. Tabii 30 kişi ile birlikte olmak da arada doğru kişiyi kaçırmak anlamına gelebilir. Uzmanlar doğru dengeyi 12 kişi ile tutturabileceğinizi öneriyor.

2. Erkekler kadınların vücudundan çok yüzüne bakar

Kadınlar soyunduğunda, vücutlarının görünümüne dair endişelenmeye meyillidir. Bilim adamları, erkeklerin çıplak kadın resimlerine bakarken nereye odaklandıklarını gözlemledi ve zamanlarının çoğunu yüzlerini inceleyerek geçirdiklerini keşfetti. Erkekler bunu yaptıklarının farkında bile olmayabilirler ama gerçek bu! Uzmanlara göre, bunun sebebi kadın yüzlerinin, uyarılma seviyelerine dair, vücutlarından daha net ipuçları içermesi. Bir başka değişle, erkekler bir kadının seksten zevk alıp almadığını merak ediyor. Bu onların seksi görünmesinden daha önemli.

3. Boyut gerçekten önemli değil

Erkekler, penis büyüklüğünün kadın için yatakta performanslarını değerlendirirken bir etkisi olmadığını bilerek rahatlayabilirler. Uzmanlar bu gerçeği, yüzlerce gönüllünün penis ölçüsü ve sebep olduğu orgazm sayısını ölçümleyerek ispatladı.

4. Flört ettiğiniz insanın kokusu, görünümünden daha önemli

Bir insan ne kadar çekici görünürse görünsün, kokusu aradaki kimya için çok daha önemi bir belirleyicidir. Çünkü burnunuz büyük histokompatibilite kompleksi ya da MHC adı verilen genetik planı fark etmek için önemli bir enstrümandır. Yani bir insan sizin için iyi kokuyorsa, daha sağlıklı ve güçlü bir üreme vaat eder.

5. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar yanlış tercih yapar

Doğum kontrol haplarındaki hormonal karışım, kadınların koku duygusunu değiştirir, dolayısı ile yukarıda bahsettiğimiz biyolojik tercihi doğru yapmasını da engeller. Yani mükemmel partnerini arayan kadınlar başka doğum kontrol yollarına başvurmalıdır.

6. Erkekler kadınlardan daha yoğun bir cinsel hayat yaşamıyor

Sadece bu konuda yalan söylemeyi ve abartmayı seviyorlar. Kadınlar ise, araştırmalara göre, tam tersini yapıyor ve birlikte oldukları insan sayısını azaltarak konuşuyor. Bunun sebebi ise tahmin ettiğiniz gibi toplumsal normlar ve genel ahlaktan kaynaklanıyor.

7. İnsanlar pek çok farklı sebepten dolayı sevişiyor

Bilim adamlarına göre, insanların seks yapması için 237 farklı sebep var. Bazı nedenler oldukça açık olsa da (aşık olmak gibi), buzdağının sadece görünen kısmını oluşturuyorlar. Pragmatik (kalori yakmak), önleyici (bir insanın başkası ile seks yapmasını önlemek), dini sebeplerden, övünmek için, sıkıldıkları için, stres atmak için, daha iyi uyumak için.

Vajinal akıntının sebepleri ve çeşitleri

Sanılanın aksine kadınlarda görülen akıntı vajinal kökenli değildir. Çünkü vajenin bez tabakası bulunmaz. Bu sıvılar vajina girişinden ve rahim ağzında bulunan bezlerden gelen sekresyonlarla, vajinadan dökülen hücresel tabakanın birleşmesiyle oluşur.

Renksiz, kokusuz ve şeffaftır. Miktarı rahatsızlık oluşturmayacak, ped doldurmayacak kadardır. Hormonal durum, regl sürecinin kaçıncı gününde olduğunuz, hatta cinsellik bile bu normal akıntıyı etkileyebilir.

Sağlıklı bir cinsel ilişki için vajinanın gerekli kayganlığının sağlanması gerekir. Bu, vajinanın girişinde bulunan salgı yapan bezlerden salgılanan sıvılarla sağlanır. Bu normal bir akıntıdır. Sadece cinsel ilişki ve öncesi değil, uyarılma yaşayan kadınların iç çamaşırlarında fark ettikleri ıslaklık da bu normal akıntının sonucudur.

VAJİNAL AKINTININ YOĞUN OLMASININ NEDENİ

28 günde bir adet gören kadınlarda adetin 14. günü yumurtladıkları varsayılır. Bu yumurtlama süreci öncesi kadınlarda görülen akıntı da fizyolojik bir akıntıdır. Diğer günlerdeki akıntıya göre biraz daha yoğun kıvamlı olmasıyla fark edilir. Gebelik öncesi spermin rahime rahat ulaşabilmesinde servikal kanaldan salınan sıvılar rol oynar. Bu da bahsettiğimiz yoğun kıvamlı akıntıyı oluşturur. Modern tıp gelişene kadar birçok uygarlıkta kadınların gebe kalabileceği zamanın belirlenmesinde bu yoğun içerikli akıntının takibi yönteminin kullanıldığı bilinmektedir. Çiftler bu yoğun kıvamlı akıntıyı takip etmişler, fark ettikleri andan itibaren ilişki yaşayarak gebe kalmaya çalışmışlardır.

Ne zaman ki bu akıntı sarı, yeşil, kahverengi renk alır, kokulu olmaya başlar, köpüksü bir hal alır, kanla karışık olur, peynirimsi kıvamda beyaz ve yoğun bir akıntı olur; işte o zaman patolojik olarak kabul edilir.

Vajinada laktobasil ağırlıklı bir flora vardır. Bu laktobasiller vajinanın asidik pH ortamının korumasını sağlar. Asidik ortamda zararlı mikroorganizmaların vajinada çoğalmasını engeller. Ne zaman ki laktobasillerin düzeyi azalırsa işte o zaman bu sevimsiz akıntıların kaynakları ortaya çıkar. Örneğin yoğun miktarda antibiyotik kullanan bireyde antibiyotikler sağlıklı laktobasillerin sayısını azaltmakta bu da çoğu kadının antibiyotik sonrası neden vajinal akıntısının arttığının en iyi göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

SARI -YEŞİL AKINTI NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Normal olmayan bu akıntı türünde kaynak genelde trikomonas vajinalistir, yani bir patojendir. Genelde cinsel yolla bulaşabildiği gibi nadiren farklı yollarla da bulaşabilir. Genelde kötü kokuludur ve cinsel ilişki sonrası kokunun artması izlenir. Sarı – yeşil köpüksü bir akıntıdır. İmmun sistemi zayıf, sigara içen, ek hastalıkları olan, kişisel hijyenine önem vermeyen kişilerde daha sık izlenir. Mutlaka medikal olarak tedavi edilmesi gerekir. Ağızdan tedavi ve vajinal yoldan fitiller kullanılır. Sadece kadının değil partnerinin de tedavi edilmesi önerilmektedir. Eğer partner de bu etkene sahip ise kısır bir döngü ile tedavi sonrası tekrar ilişki sonucu partnerinden yeniden bulaş olacaktır. Tedaviye çabuk ve hızlı yanıt alınır.

GRİ-BEYAZ AKINTI NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Polimikrobiyal bir durumdur. Aslında bir enfeksiyon durumu değildir, vajina florasındaki mikroorganizmaların dengesinin değişmesi, bahsettiğimiz mikroorganizmaların laktobasilllere üstünlük sağlamasıyla oluşur. Çok keskin olan bozulmuş balık kokusu bu durumun en önemli belirtisidir. Özellikle cinsel ilişki sonrası ve mens döneminde bu rahatsız edici koku artmaktadır. Doktorunuza başvurmanız ve tedavi almanız gereken bir durumdur. Vajinal fitil tedavisi yaygın olarak kullanılmaktadır.

BEYAZ (PEYNİRİMSİ, SÜT KESİĞİ TARZI) AKINTI NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Eğer beyaz peynir kıvamlı bir akıntıya sahipseniz çok büyük oranda bir mantar enfeksiyonu ile karşı karşıyasınız. Vajina içi ıslak, nemli, sıcak bir ortamdır. Tam da mantarların çoğalmak için aradığı ideal ortamdır aslında. Akıntı diğer enfeksiyonlarla karışmadığı sürece genelde kokusuzdur. Diğer akıntılardan farklı olarak yoğun bir kaşıntı hissi söz konusudur. Hastalar bu renksiz ve kokusuz akıntıdan değil, sebep olduğu yoğun batma, kaşınma ve acı hissinden dolayı doktorlarına başvururlar. Özellikle yoğun antibiyotik kullanan, şeker hastalığı olan, vücut direnci zayıf, sigara içen kişilerde daha sık izlenmektedir. Ağızdan ya da vajinal yoldan alınan mantar ilaçları ile tedavileri yapılır, diğer enfeksiyonlara göre tedavisi daha uzun, tekrarlama riski ise daha yüksektir.

KAHVERENGİ AKINTI NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Adet döneminde özellikle adet sonunda yoğun görülen kahverengi akıntılar rahim içinde kalan regl ile atılamayan rahim duvarı kalıntılarının atılmasını ifade eder. Bu normal ve fizyolojik bir durumdur. Aynı zamanda rahim ağzı (serviks) lezyonlarında, endometrial polip varlığında, rahim ağzı kanseri durumunda, rahim kanserinde, mantar enfeksiyonlarında, vajinal enfeksiyon durumunda da açık kahverengiden koyu kahverengiye değişen renklerde akıntılar görülebilir. Ayrıca fark edilmeyen gebeliklerin erken döneminde bebek rahime yani anneye tutunurken kabaca rahmi kazır ve rahme yerleşir. Bu sırada dökülen rahim dokusu kahverengi akıntı şeklinde dışarı atılır.

VAJİNAL AKINTILARDAN KORUNMA YOLLARI

  • Öncelikle vajinal duştan kesinlikle uzak durulmalıdır. İster asidik ister bazik pH’ye sahip olan sabun, şampuan, losyon, krem gibi herhangi bir kozmetik ürün kullanılarak vajinal duş alınmamalıdır. Vajinanın normal florasına dışarıdan müdahale edilmemelidir.
  • Dar ve sıkı iç çamaşırlar giyilmemelidir.
  • İç çamaşırlar sentetik değil pamuk ağırlıklı olmalıdır.
  • İç çamaşırlar ütülenerek kullanılmalıdır.
  • Günde 1-2 kez iç çamaşırı değiştirilmelidir.
  • Günlük ped ve tampon, akıntı varlığında kullanılmamalıdır.
  • Bu dönemde cinsel ilişkiden olabildiğince uzak durulmalı, ilişkiye girilecekse mutlaka bariyer bir yöntem (prezervatif/kondom) kullanılmalıdır.
  • Bu dönemlerde deniz ve havuza girilmemelidir.
  • Yeşil, sarı, kahverengi, beyaz, kokulu, köpüklü akıntı olduğunda mutlaka jinekolog kontrolüne gidilmelidir.

Cinsel açlık mı çekiyorsunuz?

Sizinle evlenecek kadar sizi çok seven birinin, sizinle pek sık seks yapmak istememesi, incitici olduğu kadar biraz da kafa karıştırıcıdır. Siz de evli olduğu halde seks açlığı çekenlerden misiniz?

Yatak odanızda işler yolunda gitmiyor mu? Cevabınız ‘evet’ ise bu problemi çözmek için ilk olarak eşinizin cinsel isteksizliğinin altında yatan sebepleri aramaya başlayın. Cinsel istek azlığının altında yatan sebepleri belirleyin, kibar fakat kararlı bir üslupla bu sebepler hakkında eşinizle konuşun ve bu sebepleri ortadan kaldırma konusunda ısrarcı olun.

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, cinsel istek azlığının altında yatan nedenleri ‘isteksizlik’, ‘ilişkiyle ilgili problemler’ ve ‘fiziksel problemler’ olmak üzere üç grupta topluyor. Psikolog Mehmet Başkak, cinsel istek azlığının ardında yatan ya da yatması muhtemel problemler ve çözüm yolları hakkında şu önerilerde bulunuyor:

Cinsel isteksizlik nedenleri nelerdir?

Çocuklukta cinsel taciz ya da tecavüze maruz kalma: Çocukken maruz kalınan taciz ya da tecavüz vakaları sonucu duyulan acı, korku ve utancı bastırmak için bazı kişiler cinsel isteklerini bastırmak için özel bir çaba harcarlar.

Özel alanın olmaması: Ebeveyn ya da çocuklarla aynı yerde uyumak kişide mahremiyet eksikliğinden dolayı cinsel isteksizliğe neden olabilir. Bu durum erkeklere nazaran, kadınları daha çok etkiler.

Dış görünüşünü beğenmeme, kendini cinsel olarak çekici bulmama: Dış görünüşümüz ya da cinsel performansımızla ilgili olumsuz bir algıya sahip olmak cinsel isteği yok eden sebeplerden biridir. Vücudumuzdan utanmak ya da cinsellikle ilgili bir vücut organının çok küçük ya da garip görünüşlü olduğunu düşünmek cinsel isteksizliğe sebep olabilir.

Yakınlaşma korkusu: Kişinin geçmiş ilişkilerinde aldığı yaralar mevcut ilişkisindeki ruh halini de etkiler, kişinin partneriyle yakın ve bütün olduğu bir ilişki kurmasını zorlaştırır. Erkeklerdeki bu korku bir kadınla bu denli yakınlaşmanın zayıflık göstergesi olduğu ya da erkekliğe yakışmadığı düşüncesinden kaynaklanabilir.

Bir günah işlemekten duyulan suçluluk duygusu: Mastürbasyon yapmak, rastgele cinsel ilişkiler yaşamak, kürtaj yaptırmak, evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamak, eşinizi tanımadan önce başka biriyle yaşadığınız cinsel ilişki, porno izlemek, aldatma ve bunun gibi şeylerden duyulan suçluluk, cinselliği size azap veren bir deneyime dönüştürebilir. Cinselliğin bir tabu olarak görüldüğü katı ailelerde yetişen kişiler de aslında normal ve doğal olan cinsellikle ilgili düşünceler ya da arzularla ilgili suçluluk duygusu hissedebilirler. Hatta bu durum kendi eşine karşı duyduğu cinsel istekten bile suçluluk duymaya kadar varabilir. Bazı kişiler cinsel yaşamlarında eşleriyle yapmayı düşündükleri fanteziler nedeniyle de suçluluk duygusu hissedebilirler.

Çok yoğun olma, stres, gerginlik: Cinsellik için kişinin biraz zamana ve rahatlamaya ihtiyacı vardır. Sürekli stres altında olmak ya da kişinin yapması gereken çok fazla şey olması sonunda cinsel isteğin azalmasına sebep olur.

Depresyon: Depresyonda olmak hayatınızdaki birçok şeyi sekteye uğratır, buna cinsel istek de dahil.

Affedememezlik, üzüntü, karamsarlık, korku, öfke, nefret: Güçlü negatif duygular hayatınızın geri kalan kısmındaki duygusal enerjiden çalarlar. Cinsel isteğinizin etkilenmesi için bu negatif duyguları eşinize karşı hissediyor olmanız şart değil.

Fazlasıyla çılgın bir cinsel fantezi dünyası: Aldatma, aşk romanları, pornografi, mastürbasyon, diğer cinsel bağımlılıklar eşiniz için gereken duygusal ve fiziksel istekten sizi yoksun bırakan tüm duygusal meşguliyetler cinsel isteğinizi azaltabilir.

Çok yoğunsanız cinselliğe vakit kalmaz: İşinize çok fazla vakit ayırmak ya da duygusal olarak diğer insanlarla çok meşgul olmak da cinsel isteğinize ket vurabilir ve eşinize harcamanız gereken enerjiden çalabilir. Bu mesele her ne kadar basit gibi görünse de birçok problemin ortaya çıkmasına sebep olur. İşkoliklik, çok yoğun bir yaşam tarzı, arkadaşları (kadın ya da erkek) eşinize tercih etme cinsel isteğinizi azaltabilir.

İlişkiyle ilgili problemler

Cinsellik dışı yakınlığın olmaması: Size karşı soğuk ya da yabancı gibi duran birine karşı cinsel arzu duymanız biraz zor. Uzun yıllar süren evliliklerde, evlilikten ve eşten duyulan memnuniyetin ve ona karşı hissedilen yakınlığın cinsel istek üzerinde büyük etkisi vardır ve cinsellik dışı yakınlaşmalarınız ve sıcak ilişkiniz iyi bir cinsel yaşamın temel taşlarını oluşturur.

Cinsel yakınlık eksikliği, cinsel bozukluklar, kızgınlık, hayal kırıklığı: Seks isteğinizin sürekli olarak reddedilmesi duygusal ve fiziksel olarak cinsel isteğinizi öldürebilir. Aynı şey sürekli olarak cinsel ilişki anında orgazm olamadığınızda, iktidarsızlık, erken boşalma, gecikmeli boşalma ve yatak odasında yaşadığınız diğer hayal kırıklıklarında da başınıza gelir.

İlişki tekniği seçimiyle ilgili problemler, cinsellik bilgisinin olmaması: Kişinin cinsellik bilgisinin olmaması ya da eksik olması yatak odasında işlerin kötü gitmesine sebep olabilir. Bu da kişide sürekli hayal kırıklığı ve kızgınlık hislerine kapı aralar. Bunun sonucunda da kişinin cinsel isteği azalır. Karşı cinsi anlayamama ve kişilik farklılıkları hem yatak odasında hem de normal yaşamda eşler arasında ciddi sürtüşmelere sebep olabilir.

Güvensizlik, aldatma: Romantik ilişkilerin ya da evliliğin iyi gitmesi için partnerler ya da eşler arasında belli seviyede güven ve sadakatin olması gerekmektedir. Eşlerden biri diğerinin güvenini zedelediğinde, cinsellik için duyulan istek de azalır.

Saygı eksikliği, suiistimal ve bencillik: Size gerçek bir sevgi duymayan ve sürekli olarak sizi bir şekilde değersiz gördüğünü hisseden birine karşı cinsel istek duymanız aşırı derecede zordur.

Bıkkınlık: Çoğumuz yıllar boyunca aynı yemeği her gün yemekten pek heyecan duymayız, seks de böyledir. Cinsellikle ilgili yaşadığınız can sıkıntısını eşinize ifade ettiğinizde onun ne düşüneceğinden korkmanız bunu ifade etmenize engel olur ve yaşadığınız bıkkınlık büyür gider.

Fiziksel problemler

Sağlık sorunları: Anemi, yüksek tansiyon, diyabet, multipl skleroz ve hemokromatoz gibi rahatsızlıklar kişide cinsel istek azlığına sebep olabilir. Bazı doktorlar da henüz teşhisi konmamış tiroid rahatsızlığının cinsel istek azlığı vakalarının önemli kısmının sebebi olduğu görüşünde.

İlaç alımı, ilaçlı tedaviler ve uyuşturucu kullanımı: Alkol tüketimi, hormonal doğum kontrol yöntemlerinin birçoğunun da dahil olduğu reçeteli ilaçlar ve uyuşturucu kullanımı cinsel istek azlığının sebepleri arasında bulunuyor. Kemoterapi, yüksek tansiyon ilaçları, anti-depresan ve sakinleştirici ilaç kullanımı ve diğer medikal tedaviler de cinsel istek azlığına sebep olabilir. İlaçları ya da alınan dozları değiştirerek bu problemi çözmek mümkündür, o nedenle böyle bir problemle karşılaştığınızda, bunu doktorunuzla paylaşmanız gerekir. Fazla alkol tüketimi erkeklerde cinsel isteği öldüren en yaygın sebeplerden biridir.

Hormonlar: Bir kadının doğal hormon döngüsü cinsel isteğinin bazen azalmasına bazen de artmasına sebep olur. Hormonlar, hamilelik, emzirme ve menopoz dönemlerinde de kadınlardaki cinsel isteği etkilerler. Düşük testosteron seviyeleri hem kadın hem de erkeklerde cinsel isteği azaltır ama bu durum erkekler arasında nadir olarak görülür.

Yorgunluk: Sürekli yorgunluk hali zaman zaman hepimizin başına gelir ama kronik olarak yorgunluk yaşıyorsanız önceliklerinizi gözden geçirmeniz gerekmektedir. Sağlıklı beslenin, yeteri kadar dinlenin ve egzersiz yapın (sigara içiyor ya da alkol kullanıyorsanız ya bunları azaltın ya da tamamen bırakın). Yorgunluk erkeklerde, her ne kadar cinselliği arzu ediyor olsalar da ereksiyonu zorlaştırabilir, benzer fonksiyon bozuklukları çok yorgunluk yaşayan kadınlarda da ortaya çıkar.

Ağrılı cinsel ilişki: Enfeksiyonlar, doğum esnasında atılan kesinin tam iyileşmemiş olması, endometriyozis hastalığı, sırt ağrıları ve diğer bazı rahatsızlıklar seksi kişiye rahatsızlık ya da acı veren bir eylem haline dönüştürebilir, bu da cinsel isteğin azalmasına sebep olur.

Cinsel isteksizliğin sebebi kişisel ya da ilişkiyle ilgili bir problem olduğunda, problemle ilgili eşinizle konuşmak meselenin çözümüne yardımcı olabilir. Altta yatan problemler tespit edilip, çözülmeye başladığında cinsel isteğiniz doğal olarak geri gelecektir. Cinsellik sizin için daha doğal bir hal alana kadar bir süre bu konu üzerine yoğunlaşmanız gerekebilir.

İlişkiyle ilgili meselelerin çözümü eşlerden her ikisini de ilgilendirdiği için nispeten zordur. Ama her iki eş de sorunun çözümü için istekliyse, aradaki farklılıklar halledilebilir. Çok büyük problemler söz konusu olduğunda profesyonel destek almak daha faydalı olabilir. Sağlık problemlerine bağlı cinsel isteksizlik yaşıyorsanız, mutlaka doktorunuza görünün. Kendinizi iyi hissettirecek yaşam tarzı değişikliklerini yapın.