CİNSEL İSTEKSİZLİK

Cinsel istek, kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olarak biliniyor ve olası çekici cinsel partnere yönelik dikkatin olması, yazılı veya görsel erotik materyallere karşı ilgi, cinsel içerikli rüyalar veya fanteziler kurma, cinsel etkinlikle ilgili arzuların farkında olunmasını içeriyor.

Bir partnerle cinsel ilişkiye girmeyi istemek, cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığını da kapsıyor. Fanteziler kurma, görme, koklama, işitme, dokunma, tatma, düşünce ve duygular cinsel isteği meydana getiriyor. Doyurucu cinsel ilişki için öncelikle kişinin kendi içinde bir istek duyması, isteğin bir partnere yönelmesi gerekiyor ve bu süreç içinde kişinin mizacı ve iç dünyasıyla ilgili psikolojik etkenler, bedensel durumla ilgili biyolojik etmenler, kişiyi kuşatan ve içinde yaşadığı çevresel ve kültürel etkenler belirleyici rol oynuyor.

3 yıllık evliyim. Doğumdan sonraki lohusalık ve emzirme dönemlerinde 6 ay hiç eşimle sevişmedik. Şimdi sevişirken hiçbir duygu hissetmiyorum, canım bile istemiyor. Sadece eşime karşı görevimi yaptığım seksi artık istemiyorum. Buz gibi oldum. Oysa ki o hazzı yaşamayı ne kadar çok isterdim. Sevişirken aklım hep dağılıyor. Kendimi veremiyorum…” Bu sözlerle ifade bulan cinsel isteksizlik, yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması veya hiç olmaması, cinsel arzu duyulmaması durumu olarak tarif ediliyor. İsteksizlik en az 6 aydır sürüyorsa, kadında klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa, gerginlik yaratıcı önemli başka etkenlerden kaynaklanmıyorsa ve bir maddeye, ilaca ya da başka bir sağlık durumuna bağlanamıyorsa tanı konulabiliyor.

SEKS ARTIK ZEVK ALMAK İÇİN

Yapılan araştırmalar insanların (1) çocukları olsun diye, (2) aşklarını ifade etmek için, (3) rahatlamak ve gönül eğlendirmek için seks yaptıklarını ortaya koyuyor. Ancak tarih boyunca insanın neden seks yaptığı çok tartışıldı… Eski devirlerde seks sadece üreme amaçlı bir eylem olarak görülüyordu. Zevk almak, özellikle de kadınların seksten zevk alması kimi toplumlarda yasaklanmıştı ve hoş karşılanmazdı. Bu durum ülkemizde de bazı bölgelerde hala geçerli bir düşünce olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde ise seksin üreme amacının ikinci plana itildiği ve en önemli amacının zevk almak olduğu görülüyor.

SADECE FİZİKSEL BİR EYLEM DEĞİL

Seksin sadece fiziksel bir eylem değil, psikolojik ve sosyal boyutları olan kompleks bir eylem olduğunu unutmamak gerekiyor. Seks sadece zevk almak ve zevk vermek için yapılan bir eylem olarak algılansa da aslında bilinçdışında bundan daha fazlasını içeriyor. İnsanlar farklı psikolojik ihtiyaçlarından dolayı da seks yapabiliyor. (1) Karşı cins tarafından beğenilmek, arzulanmak, tercih edilmek kişinin içinde var olan güvensizlik ve değersizlik duyularını tatmin etmesine yardımcı olabiliyor. (2) Kişi kadınlığını veya erkekliğini kanıtlamak için seksi bir araç olarak kullanabiliyor. (3) Çocukluğunda sevgisiz bir aile ortamında yetişen biri, seksi karşısındaki kişiden ihtiyacı olan sevi ve ilgiyi alabilmek için bir araç olarak görebiliyor. (4) Seks bazen partnerin üzerinde gücü test etmek için de kullanılabiliyor. (5) Kendi içinde değersizlik ve yetersizlik duygularıyla boğuşan bir kişi kendini değerli kılmak ve gücünü kendine kanıtlamak amacıyla da seksi deneyimleyebiliyor. (6) Geçmişte yaşanılan olumsuz bir deneyimin intikamını başka kişilerle seks yaparak alınabiliyor. (7) Geçmişte cinsel olarak reddedilme yaşandıysa, kişi kendinin çekici ve arzu edilen olduğunu kanıtlamak için seks yapabiliyor. (8) Bunların dışında seksin diğer amaçları arasında, karşıdaki insanı yakından tanıma ve yakınlık ihtiyacı, yeni heyecanlar tatma arzusu, birini mutlu etmek ya da ödüllendirme isteği de yer alabiliyor.

Doğumdan sonra seks eskisi gibi olur mu?

Doğumdan sonra seks eskisi gibi olur mu?

Kadınlar, doğumdan sonra vücutlarının fiziksel olarak geçirdiği değişimden şikayet ediyor ve özellikle genital bölgelerinin bir değişime uğrayıp uğramadığı konusunda tasalanıyorlar. Dikiş izleri de burada önemli bir rol oynuyor. Buna karşılık, uzmanlar erkeklerin eşlerinin vücutlarının değişimden dolayı şikayet etmlerinin pek karşılaşılan bir olay olmadığını söylüyor. Onlar bu durumdan daha çok psikolojik olarak etkileniyorlar. Bunun bir başka nedeni ise duygusal durumunuzun size yaklaşmalarına engel olması. Bazı durumlarda sorun erkeğin eşini artık sadece bir anne olarak görmesinden kaynaklanıyor. Bunun düzelmesi için birbirinize zaman tanıyın. Sonrasında ise onu karşınıza alarak sevgili ile anne arasındaki kesin sınırı çizin.

Seks sıradanlaşmaya başladıktan sonra heyecanı kim geri getirecek?

Psikoterapistler, insanların bir kez alıştıktan ve zevk aldıktan sonra bazı cinsel alışkanlıklar geliştirdiğini gösteriyor. Bunun sonrasında ise aynı şeyi tekrar tekrar yapıyorlar. Bu da, cinsel potansiyele bakmadan rahat olanın peşinden gitmek anlamına geliyor.

Bir ilişkide genellikle kadınlar duygusal liderliği ele aldığından problemi başka birinin sahiplenmesi gerekiyor. Seksüel bir alışkanlıktan kurtulmak için , yatakta birbirinize neyi yanlış yaptığınızı sorun. Bu şekilde seksin nasıl olması gerektiği konusunda bir beyin fırtınası yapmış olursunuz. Ayrıca yatakta kullandığınız dili de değiştirebilirsiniz. Her zaman söylediklerinizden farklı şeyler söylemeye çalışın ama bunu yaparken bambaşka biri de olmayın. Bazı sorunların konuşularak çözümlenebildiğini ve aynı şeyin sekste de geçerli olduğunu aklınızdan çıkarmamaya çalışın. 

Bir ilişki cinsel elektrik olmadan yürür mü?


Her iki taraf da halinden şikayetçi değilse cinsel elektrik tutmadan da bir ilişki yürüyebilir. Ama kendinize karşı dürüst olduğunuzdan emin olmalısınız. Eğer bir an önce evlenip çocuk sahibi olmak istiyorsanız karşınızdaki erkeğe müstakbel baba gözüyle yaklaşıp cinsel kimyayı göz ardı ediyor olabilirsiniz. Bu eksikliği yıllarca görmemezlikten gelmek ilişkiniz açısından çok riskli olabilir. Bu sorun mutlaka bir noktada patlak verecek ve o nokta da muhtemelen evlendiğiniz zaman olacaktır.

Ama yine de bu sorunla nasıl baş ettiğiniz, sekse verdiğiniz önceliğe bağlı olarak belirleniyor. Şunu aklınızdan çıkarmayın; iki insan çoğu konuda anlaşabiliyorsa kimya da zaman içinde oluşacaktır. Bunun en güzel işareti öpüşmenizdedir. Eğer tutkulu şekilde öpüşüyorsanız, bu ilişkide bir gelecek görebilirsiniz. 

Cinsellik penisin vajinaya girmesinden ibarettir.

Cinsellik penisin vajinaya girmesinden ibarettir.

Bu mit cinselliğin yalnızca üremek ve çoğalmakla ilgili olduğu anlayışıyla doğrudan ilgilidir. Oysa ki cinsellik dokunabilme, dokunmaya odaklanabilme, haz alıp haz verme gibi birçok unsuru içinde barındıran bir eylemdir. Bu anlayışla yaşanılan bir cinsellik özellikle kadınlarda uyarılma bozukluklarına ve orgazm olamama sorunlarına da zemin hazırlayabilir.

5. Sevişme sırasında konuşulmaz.

Çiftlerin konuşması, sevişirken birbirlerine özel hissettirecek sözler söylemeleri çok önemlidir. Hayatın her alanında olduğu gibi cinsellikte de olumlu iletişim eyleme renk katar.

6. Kadınlar cinsel ilişkiden çok zevk alırlar.

Cinsel ilişkiden zevk alma duruma, ortama, partnerlerin ilişkisine… gibi birçok faktörden etkilenir ve her kadın da erkek de cinsel eylemden çok zevk alabilir. Kadınların böyle bir zorunluluk hissetmesi yaşayacakları hazzı azaltıp sorun yaşama potansiyelini arttırabilir.

7. Cinsellik hakkında keşfedilecek yeni şeyler yoktur. Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.

İçgüdüsel ve biyolojik temelli olmakla birlikte cinsel tutum ve davranışlarla ilgili birçok şey öğrenme yolu ile gerçekleşir. Ve cinsellik bu manada bakıldığında insanların kendilerini geliştirip değiştirmelerine en açık alanlardan biridir. Cinsellik belki de biz insanların çok bildiklerini düşündükleri ancak birçok eksik ve yanlış bilgiye sahip olduğumuz bir alandır. Bu yüzden doğru kaynaklarla, kitaplarla, cinsel terapistler kanalıyla… bilgiye ulaşmak mühimdir.

ERKEKLERİN CİNSEL PROBLEMLERİ

ERKEKLERİN CİNSEL PROBLEMLERİ

Erkeklerin üretim organlarını etkileyen iki önemli rahatsızlık vardır. Bunlar penis rahatsızlıkları ve testis rahatsızlıklarıdır. Bu bozukluklar bir erkeğin cinsel işlevini ve üretkenliğini etkileyebilir. Penisi etkileyen rahatsızlıklardan bazıları şunlardır: Priapizm, balanit, Peyronie hastalığı, fimozis, parafimozis, penis kanseri Priapizm, dört saatten fazla süren kalıcı çoğunlukla ağrılı ereksiyon halidir. Priapizm ereksiyonu cinsellikle ilişkili değildir ve orgazmla rahatlamaz. Kan penise gider, fakat yeterli derecede boşaltılamaz. Genel nedenleri şunlardır: ”    Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı (özellikle kokain) ”    Antidepresanlar ve tansiyon ilaçları dahil olmak üzere belirli ilaçlar ”    Omurilik problemleri ”    Jenital bölgelerdeki yaralanmalar ”    Anestezi ”    Penis enjeksiyon terapisi ( ereksiyon bozukluğu tedavisi) ”    Lösemi ve orak hücre hastalığı dahil olmak üzere kan hastalıklarıPriapizm acilen tedavi edilmelidir, aksi halde uzun süreli ereksiyon penisi yaralayabilir ve uzun vadeli ereksiyon bozukluğuna neden olabilir. Tedavinin amacı ereksiyonu rahatlatarak penis fonksiyonunu normal hale getirmektir. Çoğu vakada penise bir iğne sokularak kan alınır. Kan damarlarını büzen ilaçlarla kan akışını azaltmak işe yarayabilir. Eğer sebep orak hücre hastalığıysa, kan transfüzyonu gerekebilir. Bunun altında yatan herhangi bir tıbbi durumu veya madde bağımlılığını tedavi etmek, priapizmi önlemek açısından oldukça önemlidir. Peyronie hastalığı, penis üzerinde bir plak veya sert bir yumru oluşması halidir.

Bu yumru penisin ereksiyon dokularının bulunduğu üst (çoğunlukla) veya alt kısmında oluşur. Yumru çoğunlukla belli bir bölgede tahriş veya şişlikle (iltihap) başlar ve daha sert bir yara haline gelir. Sertleşmiş plaka penisin yaralı bölgesindeki esnekliği azaltır. Peyronie hastalığı hafif şekilde de gelişebilir ve 6 ila 18 ay arasında kendiliğinden iyileşebilir. Daha ağır vakalarda hastalık kalıcı olabilir. Sertleşen yumru o bölgede esnekliği azaltarak ereksiyon esnasında penisin bir yöne bükülmesine sebep olur ve acı verir.

Tüm bunların yanında aşırı ağrılı ereksiyona sebebiyet verir. Duygusal strese sebep olur ve seks esnasında bir erkeğin arzusunu engelleyebilir. Bu hastalığın tam olarak nedeni bilinmemektedir. Hatalığın çabuk ilerlediği insanlarda kısa sürede kendiliğinden iyileşme görülür. Muhtemel sebepleri penis içinde kanamaya sebep olan incinmedir (vurma veya bükülme). Bazı erkeklerdeyse yavaşça gelişir ve ameliyat gerektirecek kadar şiddetlidir. Diğer muhtemel sebepler: ”    Vaskülit. Kan ve lenf kanallarında iltihaplanmadır, yaralara sebep olabilir. ”    Bağdoku bozukluğu. Uluslararası Sağlık Cemiyetine göre Peyronie hastalığı olanların % 30’unda, eller ve ayaklar gibi bedenin diğer bölgelerindeki bağdokuları etkileyen rahatsızlıklar gelişir. Bu durumlar genelde bağdokularda kalınlaşma ve sertleşmeye neden olur. Bağdoku bedenin diğer dokularını destekleyen özel dokulardır-kıkırdak, kemik ve deri gibi. ”    

CİNSEL İSTEĞİ ARTTIRAN BİTKİSEL ÜRÜNLER VAR MI

Cinsel isteksizlik kader değil, cinsel terapi ve cinsel isteği arttıran bitkisel ürünlerle tedavisi mümkündür. Ülkemizde cinsel terapi gibi cinsel tedavilere ilginin artması kadar, cinsel gücü ve cinsel isteği artıran bitkisel ürünlere ve gıda takviyelerine de talep her geçen gün artıyor. Çünkü yapılan araştırmalar uzun soluklu ilişkilerde çiftlerin cinselliğe olan ilgisinin zamanla azaldığını gösteriyor. Cinsel isteksizlik halihazırda genellikle psikolojik yollardan tedavi edilmeye çalışılır ancak birçok vakada tedavi girişimleri başarısızlıkla sonuçlanır. Bu nedenle hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel isteği arttıran bitkisel ürünlere olan ilgi her geçen gün artıyor ve ülkemizde de güvenli ve içeriği sağlam ürünler satışa çıktı. Özellikle kadınlarda cinsel isteği arttıran ürünler çok ilgi görüyor. İçeriğinde L-Arjinin HCL, L-sitrulin, rosvita, pycnogenol, ginseng, trigonella foenum-graceum, ginkgo biloba gibi maddeler barındıran ve kadınların sağlıklı bir cinsel hayat yaşamalarına tamamen doğal yollardan yardımcı olan ürünler, günde bir kez iki tableti, tercihen yemekle beraber, bol miktarda su ile alındığında cinsel istekte ve cinsel uyarılmada belirgin bir artış görülüyor. Ayrıca bu ürünler erkeklerde ereksiyonu gerçekleştirme ve sürdürme kabiliyetini arttırıyor, zamanla azalan cinsel istek ve tutkunun yeniden yakalanmasına destek sağlıyor, cinsel performansı canlandırmaya, performans endişesine son vermeye, cinsel güveni yeniden kazanmaya ve artık mümkün olmadığı düşünülen cinsel zevklerin ve cinsel tatminin yeniden elde edilmesine de yardımcı olabiliyor. Ayrıca cinsel isteği arttıran bitkisel ürünler, cinsel tedavi yapan cinsel terapistlerin ve hekimlerin de işlerini kolaylaştırıyor ve tedav

ERKEN BOŞALMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir uyarılmayla ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra boşalma olması erken boşalma olarak tanımlanmaktadır.

Erken boşalmanın en iyi profesyonel tanımı, cinsel ilişkilerinin çoğunda erkeğin ne zaman boşalacağı üzerinde gönüllü, bilinçli kontrolünün olmamasıdır. Önemli olan boşalma refleksi üzerinde istemli denetimin olmaması ve yüksek uyarılma düzeylerine, refleks olarak boşalmanın ortaya çıkmadan dayanılamamasıdır.

ERKEN YERİNE İSTEMSİZ

Yani erken boşalmada önemli olan süre değil, boşalma refleksi üzerinde dolaylı olarak istemli bir denetimin olup olmamasıdır. Denetimsizliği tanımlamada “erken” sözcüğü uygun olmadığından “erken boşalma” yerine “denetimsiz boşalma” ya da “istemsiz boşalma” terimlerinin kullanılması daha uygun olacaktır. Normal koşullarda uyarıldıktan sonra yaşanması gereken ve çiftin bir süre ilişkide kalması dönemi olan plato erken boşalan erkeklerde ya çok azdır ya da mevcut değildir. Yani gönüllü uzatma veya erteleme noktası mevcut değildir. Bu durumu hastalar şöyle ifade edebilirler: “Giremeden veya birkaç kez gidip geldikten sonra hemen boşalıyorum.” “O an geldiğinde kendimi kontrol edemiyorum.” “Kendimi yetersiz ve değersiz hissediyorum.” “Utanmaktan ve özür dilemekten sıkıldım.” “Her seferinde korktuğum başıma geliyor.” “Hemen girsem, dışarıya boşalmasam istiyorum.” “Her şey çok hızlı gelişiyor, kendimi kontrol edemiyorum.” “Artık bezdim ve yoruldum.”

EVLENECEKLR SEKSTEN KORKMAYIN

Yanlış anlaşılmasın! Bu korku sanıldığı gibi sadece topluma karışmamış, henüz çok genç, öğrenim hayatı olmamış, iş hayatına girmemiş kişilerin değil güçlü, ayakları üzerinde rahatlıkla durabilen, kendinden emin, doktor, avukat, mühendis, öğretmen, hemşire olmuş nicelerinin de kabusu maalesef. Hatta eğitim düzeyi yüksek, otokontrolü fazlaca gelişmiş, toplumsal kurallara nispeten fazla bağlı kişilerde daha sık yaşanabilen bir sorun.

Artık evleniyorsunuz ve toplumun  konuşmamanızı, sormamanızı, öğrenmemenizi istediği cinselliğinizin bir parçası olan seks artık sizin evlilikle birlikte tescillenecek “göreviniz” olmak üzere…

Bugüne kadar hep uzak kaldığınız belki günah saydığınız bir görev var sizi bekleyen çünkü evlenecek ve kadın olacaksınız. 

Cinsel işlev bozuklukları olarak genelleyebileceğimiz vajinismus, bu sorunu yaşayan ya da yaşayacak olanların bir kısmında “bedensel” bir kısmında ise “psikolojik” faktörlere bağlı olabilir. Bu faktörler doğuştan gelen özellikler olabileceği gibi yetiştirilme koşulları, ailenin tutumu, eğitim düzeyi, sorunu yaşayan bireyin yetiştiği alt kültürün cinselliğe bakışı, yaşanılan psikolojik travmalar, cinsellik konusunda kulaktan dolma bilgiler, ilk gece yaşadıklarını korkunç hikayeler olarak anlatanlarla aynı ortamlarda bulunmak, aile baskısı ile cinselliğin ayıp ya da günah olduğu belletilmiş ya da henüz çocukken belki de cinsel tacize uğramış ve bunu kimselerle paylaşamamış kişiler olabilir…Severek evlendiği adamın elinden tuttuğunda bile dünyanın en mutlu insanı olabilen ama evlenip de birbirlerine ait olma vakti geldiğinde gözleri kararan, nefes alamayan, ağlama krizlerine girenler sandığımızdan çok daha fazlalar…Böyle zamanlarda genellikle çiftler önce zamana bırakmaya karar veriyorlar, biraz daha bekleyince her şey kendiliğinden düzelebilir umuduyla fakat maalesef her deneme hüsranla sonuçlanıyor. Korku, sinir bozukluğu ve zamanla suçluluk, kızgınlık da başlıyor.
Bilinmesi gerekiyor ki yıllarca bu sorunla yaşayan çiftler var çevremizde. 

ERKEKLERİ BAŞTAN ÇIKARAN HAREKETLER

Gülümseyin

Gülümseyin, sıcak bir gülümsemenin açamayacağı kapı yoktur. Şehvetle şefkat arasındaki çizgiyi silen ilk hamle bir tebessümdür.

Masumiyetinizi koruyun

Ne kadar seksi olduğunuza, ne kadar ateşli olduğunuza vurgu yapmanız erkekleri korkutur ve sizden uzaklaştırır. Bırakın bazı şeyleri hiç bilmediğinizi düşünsün.

Küçük dokunuşlar

Küçük dokunuşlar sandığınızdan daha fazla etkilidir. Yan yana otururken dizlerinizin değmesine izin verin. Konuşurken parmak uçlarınızla ellerine, dizine dokunun.

Dekolteniz hafif aralansın

Hareket ettikçe kendiliğinden aralanan hafif dekolteler, derin dekoltelerden daha fazla adrenalin pompalar. Hafif eğilin, biraz hareket edin, gerisi onun hayal gücüne kalmış.

PARTNERİNİZİN CİNSEL İSTEĞİNİ ARTIRMAK ELİNİZDE…

Bakışlarınızı yüzünde gezdirin

Sürekli gözlerinin içine bakarak değil, bakışlarınızı yüzünde gezdirerek konuşun, özellikle de arada bir dudaklarına bakın!

Kalabalık bir yerdeyken ne istediğinizi söyleyin

Restoranda yemek yerken, birlikte yürürüken, tamamen günlük sıradan şeyleri konuşurken mahrem saatlerinizde size ne yapmasını istediğinizi söyleyin ve konuşmanıza kaldığınız yerden devam edin.

Çamaşırlarınızı elbiseniz üzerinizdeyken çıkarın

İç çamaşırlarınızı elbiseniz üzerinizdeyken çıkarın. Bununla rekabet edebilecek baştan çıkarıcı hareket pek azdır.

SEKSTE 12 ALTIN KURAL

Konuşun!

 Çiftlerin konuşarak kafalarındaki tüm kaygı ve korkuları, üzüntülerini, geçmiş üzücü olayları, rahatsız eden şeyleri ve isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları, cinsellikte beklentilerini veya fantezilerini partnerleriyle paylaşmaları cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olmalıdır. Çünkü sorunlu cinsel yaşam için en iyi ilaç, daha iyi bir iletişimdir. İletişimin vazgeçilmezi ise konuşmaktır. Konuşmada önemli olan, vereceğiniz mesajların yanlış anlaşılmamasına dikkat etmektir. “Hep kendini düşünüyorsun, benimle ilgilenmiyorsun, benim cinsel haz almam senin için önemli değil” demek yerine, “Ön sevişmeyi uzun tutarsak, yatakta birlikte daha fazla vakit geçirebiliriz, böylece seni daha çok hissedebilirim” diyebilirsiniz. Konuşurken düşüncelerinizi bu şekilde ifade ederseniz, partneriniz bu düşüncelerinizi söylenme olarak algılamayacaktır. Üstelik kendine eleştiride yapılmış olarak da hissetmez ve sizi rahatsız eden davranışlarını yeniden gözden geçirmeyi kabul eder.

İdeal ortam!

Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Çükü hazımsızlık veya soğuk yiyecekler cinsel enerjiyi azaltır. Ama yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Çünkü bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir. Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir. Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır.

Dokunun! 

Çiftler için cinselliğin korku verici yanları vardır. Erkeklerin yetersizlik, tatmin edememe, erken boşalma vb. korkuları vardır. Kadınlarda ise kirletilme, zarar görme, aşağılanma. Cinsellik sevgi ve şefkat dolu dokunuşlarla kombine edilince korkutucu olmaktan çıkar. Bu nedenle cinsel mutluluğun sırrı çiftlerin birbirini çok iyi tanımalarında yatar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için göz kapakları, dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça, bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve cinsel haz vererek sevgiyle dokunmak şarttır. Böylece partnerinizin gizemini dokundukça keşfedecek, karşınıza çıkacak yeni duygular hoşunuza gidecek ve her ikiniz de oldukça heyecanlı ve zevkli anlar yaşayacaksınız.

Ön sevişme önemlidir! 

Daha uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak, erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme, cinsellikten alınan hazzın arttırılması ve cinsel uyumsuzlukların daha az görülmesi için de gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olurlar.

Aşk oyunları oynayın! 

Partnerinizle ilişkinizin eskisi gibi arzulu, heyecanlı ve zevkli olmadığını düşünüyor musunuz? Her ne kadar ortada somut bir sorun görülmese de artık birlikte daha az mı vakit geçiriyorsunuz? Hatta zamanla birbirinizden uzaklaşıyor musunuz? Yanıtlarınız “evet” ise; ilişkinizin ilk zamanlarında hissettiğiniz arzuyu, heyecanı, romantizmi ve saflığı yeniden yaşamaya ne dersiniz? İşte ateşinizi yeniden alevlendirmenin ip uçları: Aşk oyunları. Aşk oyunları partnerinizle birlikte yaptığınız çocukça, aptalca ve kışkırtıcı şeyleri kapsar. Aşk oyunlarını en önemli parçası olan cinsel yaratıcılık ise daha önceden planlanması gereken ve bir rutini olmayan cinsel yaramazlıklardır. Cinsel fantezileri paylaşma, fotoğraflarla oynama, partnerlerin birbirlerini yeniden tavlamaları, için barda randevulaşma, partnerinize sevgi ve şehvet dolu küçük notlar bırakma, farklı mekanlarda sevişme, erotik masaj yapma, mum ışığında bir şeyler içip dans etme, küçük hediyeler alıp partnerinizi şımartma, birlikte güneşin batışını ya da doğuşunu izlemek gibi sizi partnerinizle birbirinize daha da yakınlaştıracak romantik ortamlara gitme ve romantizmi arttırma, partnerinizle nasıl tanıştığınızı, O”na nasıl aşık olduğunuzu anlatan bir hikaye yazma, partnerinize O”nu daima sevdiğinizi hareketlerinizle ve sözlerinizle gösterme vb. aşk oyunlarını deneyebilirsiniz. Cinsel hayatınızda cesur olun, hayal bile edemeyeceğiniz kadar usta bir oyuncu olmaya çalışın, zengin bir cinsel aşk oyunları repertuarı oluşturun.

GERDEK GECESİ İÇİN TAVSİYELER

Özellikle kadınlar, “evlenmeden asla ilişki yaşamayacaksın, bacaklarını kapatarak oturmalısın, erkek gördüğünde kendine çeki düzen ver, ateşle barut yan yana durmaz, kuyruk sallama, cinselliği sadece eşinle yaşamalısın” sözlerini hayatın bir döneminde mutlaka duymuşlardır. Bu sözler bilinçaltına o kadar işlemiştir ki düğüne kadar ‘’koru’’ kelimesi vurgulanarak yaşanır. Gerdek gecesi gelir çatar, bu defa ise ilişkiye kesin girmelisin, zorluk çıkarma, keyif ver ve al… Ne değişmiştir? Fark eden ne olmuştur? 24 saat içinde bu sözlerin 180º değişimi vücudu alt üst edecektir ve eder de… İşte bazen bu değişim hızına vücut ayak uyduramaz, bu değişimi yakalayamaz ve olması gereken, doğru sayılan ilişkide de söylenenler düşünülür ve korkular başlar.

Hayatının herhangi bir döneminde çeşitli sebeplerden dolayı kadınlara karşı korku beslemiş bir erkek, ilk cinsel ilişkisinde bu duyguyu aklına getireceği için iyi bir performans sergileyemeyecektir. Erkeklerde ereksiyon yani sertleşme, istek ve orgazm sorunları, kadınlarda istek, orgazm sorunları, vajinismus yani ilişkiye girememe ve bundan kaçınma da korkulara bağlı olabilir. “Bu gece erken boşalacak mıyım? Penisim sertleşecek mi? İyi bir birliktelik yaşayacak mıyım?  Vajinal kuruluk yaşayacak mıyım? Acı, ağrı, kanama çok olacak mı? Orgazm olacak mıyım? Ve daha niceleri… İlişki anında da bilinçaltı sesi ‘vücudunu koru’ emrini verip korku hormonunu salar. Sonuçta bu hormon cinsel isteği azaltır, orgazm yaşatmaz yani sonuçta ilişki başlamadan biter.

Doğuştan kodlanmış olan cinselliğin kadında da erkekte de herhangi bir sorun yoksa, hayatın belirli bir döneminde dış şartlara bağlı olarak başlar. Cinsellik, ayıp, günah ve yasağı saf dışı bırakmış, başlı başına bir dünyadır. Cinsel isteğin yolunu kesen en önemli ve güçlü düşman korkudur.

İlk geceye hazırlanan gençler beni soru yağmuruna tutuyor. Sorulardan bazıları:

Soru: Nişanlım benim ilk erkek arkadaşım. Ve ikimizin de daha önce cinsel bir tecrübesi olmadı. Evlenince ne yapacağımızı bilmiyoruz, konuşamıyoruz da. Kabus gibi geliyor. Ya olmazsa?

Cevap: Öncelikle benim ve başka meslektaşlarımın ilk birleşmeyle ilgili olarak paylaştığı detaylı bilgiler var, yerinizde olsam birlikte okur ve üzerine konuşurdum. Bu sizi birbirinize yakınlaştırıp aranızdaki mesafeyi kırar. Yakın olmanız işleri kolaylaştıracaktır ve inanın çok mutlu olacaksınız, kaygılı ve umutsuz olmayın.

Soru: Düğünüme çok az kaldı ama korku içindeyim. İlk gece başıma geleceği düşündükçe korkudan içim titriyor, hiç istemiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Cevap: Öncelikle ilk ilişkinizi ilk gece yaşamak zorunda değilsiniz. Bu kaygınızı eşinizle paylaşırsanız anlayış gösterecektir. Daha az stresli ve daha az yorgun olduğunuz bir zamana bırakabilirsiniz. Bir uzman olarak söylüyorum ki kendinizi kasmadıkça rahat geçireceğiniz bir eşik bu. Büyük acı yok, küçük bir çimdik gibi belki. Her şeyin olağan olduğuna inanırsanız olağanüstü olur.

Örneklerden de görüldüğü gibi vajinismus sorunu yaşayan kadının bedeninde hakim olan duygu korkudur. Bu korkuyla beden kendini korumaya alır, savunma pozisyonuna geçer, kasılır. İlk gece korkusu ve vajinismus hastalığının getireceği problemlerle  evliliği devam ettirmek söz konusu olamaz. Doğru bir vajinismus tedavisi ve terapisi alarak vajinismustan kurtulmak mümkün. Tedavi yoluna gidilmezse evlilik yıpranıp boşanma noktasına gelebilir.

KADININ EROJENBÖLGELERİ

Erojen bölgelerinizi öğrenin ve partnerinize nasıl davranırsa seks yapmaya hazır hale geleceğinizi ve size daha fazla zevk verebileceğini anlatın.

Bir kadın kendi bedenini ne kadar iyi tanırsa seksten o kadar zevk alır. Kadınlara erojen bölgelerinin bedenlerinin hangi bölgelerinde olduğunu anlatmak ilk bakışta tuhaf görünebilir. Ancak bir kadına partneri doğru davranmıyorsa o kadın erojen bölgelerini yeterince keşfedemez. Erojen bölgelerinizi öğrenin ve partnerinize nasıl davranırsa seks yapmaya hazır hale geleceğinizi ve size daha fazla zevk verebileceğini anlatın.

Dudaklar

Dişler ve dil öpüşmenin önemli enstrümanlarıdır ancak kadınlar ufak dudak temasından daha fazla tahrik olur. Ufak dudak dokunuşları ile başlayan ve uzun süren bir öpüşme, kadını sekse hazır hale getirir. Bir erkeğin yapabileceği en büyük hata, öpüşürken kadının dudaklarını ısırması ve dilini ağzının içine sokmasıdır.

Klitorisin üst kısmı

Erkekler klitorisi uyaracaklar diye bazen tahriş ederler. Onlara sabırla yavaş olmalarını ve nazik davranmaları gerektiğini söyleyin. Kadın bedeni erkek bedeninden farklıdır ve siz söylemedikçe yaptıklarının size ne hissettirdiğini bilemez. Belki farkında değilsiniz ama klitorisinizin hemen üst kısmı, bikini bölgesi bir kadının en hızlı uyarıldığı erojen bölgelerden biridir. Bazen klitorisinizden çok bu alana ufak dokunuşlarla yoğunlaşmasını isteyebilirsiniz.

Boyun ve kulaklar

Partneriniz dudaklarını bu bölgede belli belirsiz dokunuşlarla gezdirmelidir. Soluğunun yaklaşması bile heyecanınızı artırmaya yetecektir. Bu bölgeye keskin dokunuşlar gıdıklanmanız ile sonuçlanır ve bu da isteğinizi öldürür.

Bacak içleri ve diz arkaları

Boyun ve kulaklar için geçerli olan hafif dokunuşlar, bacak içleri ile diz arkaları için de geçerlidir. Ufak öpücükler, siz hazır hale geldikçe daha belirgin hale gelebilir.

Kalçalar

Bir kadının en hassas bölgelerinden biri de kalçalarıdır. Kalçalar ufak dokunuşlarla uyarıldıktan sonra biraz sertlikten hoşlanırlar. Sevişirken sertlikten, partnerin gücünü üzerinde hissetmekten zevk almakla acı duymak arasında fark vardır. Acı duyarsanız sevişemezsiniz. Partnerinize hangi noktadan sonra sertlikte ileri gitmemesi gerektiğini söylemelisiniz. Unutmayın: Söylemezseniz bilemez!

ÖN SEVİŞME NASIL YAPILIR?

Ön sevişme bedenen ve psikolojik olarak cinsel ilişkiye hazır hale gelmek için gereklidir. Ama bunun da ötesinde, eğer taraflar aceleci davranmaz ve birbirlerini keşfetmeye vakit ayırırlarsa, ön sevişmeden en cinsel ilişki kadar zevk alabilirler.

En iyi ön sevişme duyu organlarının eksiksiz kullanıldığı ön sevişmedir.

1. Birbirinize dokunun

Dokunmanın uyarıcı olduğu kadar iyileştirici bir etkisi vardır. Parmak uçlarınızı, avuç içlerinizi birbirinizin bedeninizde ağır ağır gezdirin. Böylece erojen bölgelerinizi keşfeder, birbirinizi nasıl hazırlayacağınızı öğrenmiş olursunuz.

2. Birbirinizin kokusunu duyun

Parmak izleri gibi herkesin kokusu farklıdır. Ufak dokunuşlarla birbirinizin kokusunu duyun. Boynunuzu, koltuk altlarınızı, mahrem yerlerinizi koklayın. Bunun için önce duş almanız gerektiğini söylememize herhalde gerek yok.

3. Konuşun, birbirinizi duyun

Biribirinizi neden beğendiğinizi söyleyin. Birazdan size neler yapmasını istediğinizi söyleyin ve sizin ona neler yapmanızı istediğini sorun. Ön sevişmenin olmazsa olmazı konuşmaktır, unutmayın.

4. Birbirinize görün

Birbirinizin bedenine dokunurken birbirinize bedeninizin en beğendiğiniz yerlerini gösterin. Hafızanıza işlenecek bu görüntüler sonraki sevilmelerinizde de inanın çok işinize yarayacak.

5. Birbirinizi tadın

Tenlerimizin kokusu gibi tadı da vardır ve tatma duyunuz devreye girdiğinde ön sevişmenin bir başka boyutunu daha keşfetmiş olursunuz. Dokunarak keşfettiğiniz erojen bölgelerinizi dilinizin ucuyla hafif hafif uyarın.

LİBİDONUZU YÜKSELTMEK İÇİN 8 MUHTEŞEM ÖNERİ!

Libido eksikliğini hafife almayın ve gelip geçici bir durum yerine bir sağlık problemi olduğunu kabul edin.

1- Fiziksel aktiviteyi artırın!

Cinsel isteğiniz azaldığı zaman kendinizi adeta taşlaşmış gibi hissedersiniz. Böyle durumlarda harekete geçmek ve metabolizmayı çalıştırmak en doğru adım olacaktır. Koşarak ya da hızlı tempoda yürüyüş yaparak kendinizi fiziksel olarak zorlayın. Sporun ardından vücudunuzda salgılanan hormonlar, bedeninizle barışık olmanızı sağlayacak ve cinselliğe olan ilginizi artıracaktır.

2- Beklentilerinizde gerçekçi olsun!

Yaşadığınız her cinsel deneyimin muhteşem olmasını beklemeyin… Yapılan araştırmalara göre cinsel deneyimlerin sadece yüzde 40’ı her iki taraf için tatmin edici oluyor. Yatakta işler yolunda gitmediği zaman bu durumu ti’ye almak; kendiniz gibi partnerinizin de rahatlamasını sağlayacaktır. Unutmayın ve diğer erkek arkadaşlarınızın kulağına da fısıldayın; her zaman her konuda mükemmel olamazsınız!

3- Hayal gücünüzü kullanın!

Evlilik ve ilişki terapistleri, seks hayatınızı renklendirmek için size heyecan veren fantezileri keşfetmenizi öneriyor. Bunun için hayal gücünüzü devreye sokmanız yeterli olacaktır. Bir ilki gerçekleştirin ve partnerinize kadınların da ilgisini çekebilecek erotik bir film izlemeyi teklif edin. Bakarsınız bu deneyim aranızdaki kıvılcımı ateşlemeye yeterli olur!

4- Önceden planlayın!

Cinsel ilişkinin kendiliğinden gelişen, spontane bir deneyim olduğu düşüncesini bir kenara bırakın. Ne zamandır size uğramayan seks dürtüsünü beklemekten yorulduysanız; bir an önce kontrolü ele geçirin ve gereken ortamı siz yaratın. Partnerinize alacağınız seksi bir hediye ve geçireceğiniz romantik bir gece, libidonuzu canlandırmak için iyi bir fırsat!

5- Vücudunuza konsantre olun!

Erkeklerin çoğu, seksi sadece cinsel organlarıyla bağdaştırır. Oysa vücuttaki diğer erojen bölgeler de cinsel isteği artırmaya yardımcı olur. Cinsel tatmin söz konusu olduğunda, vücudunuzun diğer bölgelerine de konsantre olun.

6- Problemlerinizle ilgili konuşun!

Seks üzerine konuşmak her ne kadar çiftler için çoğu zaman pek kolay olmasa da problemleri görmezden gelmek ve yokmuş gibi davranmak daha da kötü sonuçlara yol açabilir. Yataktaki gerilimi yumuşatmak için partnerinizle konuşun ve nelerin sizi heyecanlandırabileceğini anlatın.

7- Gece birlikte eğlenmeye çıkın!

Tek düze sürülen gündelik yaşam, çiftler arasındaki elektriğin azalmasına neden olabilir. Arada sırada değişiklik yaparak gece dışarı çıkın. Partnerinizi her gün evde gördüğünüz halinden farklı olarak dışarıda görmek; ona olan ilginizi ve heyecanınızı kamçılayabilir.

8- Profesyonellerden yardım alın!

Libido eksikliğini hafife almayın ve gelip geçici bir durum yerine bir sağlık problemi olduğunu kabul edin. Evlilik ve ilişki terapistleri ile psikologlar; size bu konuda yardımcı olacaklardır. Eğer libido eksikliği hayatınızın bir parçası olmaya başladıysa; en kısa sürede profesyonellerden yardım alın.