Sekste Başarısız Olma Korkusu

Kaygı, endişe, bunaltı ve geleceğe dair nedensiz korku hali olarak tanımlanan “anksiyete”, cinsel hayatta büyük problemlere neden olabilir. Cinsel aktivite sırasında “başaramama korkusu” olarak bilinen “performans anksiyetesi”, erkeklerde “partneri tatmin edememe” ve “başkalarıyla kıyaslanma” düşüncelerinden kaynaklı sertleşme sorunlarına, erken boşalmaya ya da geç boşalmaya neden olurken, kadınlarda ise uyarılma bozuklukları, cinsel isteksizlik, cinsel ilişki sırasında boşalamama veya orgazm olamama sorunlarına yol açabilir.

Performans anksiyetesi yüzünden cinsellikten alınacak zevke odaklanamayan kadın ve erkek gerekli uyarılmaları yaşamak yerine, “Acaba başarabilecek miyim?”, “Doğru mu yapıyorum?”, “Canım çok yanacak mı?”, “Partnerim bundan hoşlanıyor mu?” sorularına odaklanarak anksiyete yaşar ve bir performans olarak gördüğü cinsellikte başarısız olmaktan korkar. Ve nevrotiklerin kadim savunma mekanizması olan “kendini gerçekleştiren kehanet” ile genellikle de korktuğu başına gelir. Böylece, birbirini arzulayan kadın ve erkeğin arasında yaşanan doğal, güzel ve özel cinsellik, farklı beklentiler, önyargılar ve kaygılar nedeniyle oldukça zor ve karmaşık bir hal alarak beraberinde de pek çok cinsel zorluk getirir. Oysaki “seks yapmak”; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza ve hissetmeye odaklanarak, herhangi bir “PERFORMANS HEDEFİ KOYMADAN”, zamandan kopma, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni bir “ARMAĞAN GİBİ” paylaşabilme, kimseyi tatmin etme zorlantısı olmadan, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır… Bu sanatın icrasında anksiyeteye yer yoktur.

SEKSTE ZİHNİNİZİ FAZLA MEŞGUL ETMEYİN!

Çiftlerin hayatlarını birleştirdiği ve karı-koca olmanın zevkine erme hayaliyle yanıp tutuştukları düğün gününün gecesi, bazı çiftler için bir kâbusa dönüşebilir. Aylar öncesinde başlayan ve sıcak yaz aylarıyla pekişen kavuşma heyecanı eş adaylarını bir hayli heyecanlandırdığı kadar, düğün sabahından başlayan ilk gece korkusu ve performans anksiyetesi, tabiri caizse çiftin kabuğuna çekilmesine neden olur. Kendiyle baş başa kalan bireyin kafasında dönüp duran, “İlk gece hemen hamile kalır mıyım?”, “Ya partneri tatmin edemezsem?”, “Ya boşalamazsam?”, “Ya ilk girişte çok fazla ağrı ve acı duyarsam?” “Ya çok kanamam olursa ve beni hastaneye kaldırmak zorunda kalırlarsa?”, “Ya eşim beni başkalarıyla kıyaslarsa?” “Ya sertleşemezsem?”, “Ya eşim penisimin boyunu küçük bulursa?”, “Ya daha içeri girmeden erken boşalırsam?” gibi korkuları cinselliği hoş bir deneyim olmaktan çıkartır. Daha önemlisi ise tüm bu korku ve endişeler cinsel performans anksiyetesi kısır döngüsünün oluşmasına ve dolayısıyla da, gelecekte cinsel işlev bozukluklarının oluşmasına neden olabilir. Çünkü cinsellik, fiziksel bir reaksiyondan çok daha fazlasıdır. İnsanın zihnin cinsellikten zevk almak ve tahrik olmak konusunda büyük bir etkisi vardır. Bu nedenle, eğer çift zihnini partneriyle birlikte zevk alarak yaşayacakları cinselliğe odaklamak yerine, yersiz korkular, endişe ve kaygılarla meşgul ederse, bedenleri yeterince heyecanlanamaz ve cinsel performans anksiyetesi yaşamaları kaçınılmaz olur.

CİNSEL TERAPİ İLE KÂBUSA SON!

Özellikle çiftlerin evlenmeden önce almalarını önerdiğimiz “evlilik öncesi cinsel eğitim”, çiftin olası cinsel sorunları için daha bilinçli çözüm yolları üretebilmelerini ve cinsellik konusunda bilgi eksikliklerini gidererek cinsel işlev bozuklukları yaşamalarını önlemek açısından oldukça yararlı bir uygulamadır. Alanında uzman cinsel terapistler tarafından verilen evlilik öncesi cinsel eğitim, çiftin arzu, istek ve beklentilerini karşılıklı olarak samimiyetle ve çekinmeden dile getirebilmesine yardımcı olur, cinselliğin bilerek ve isteyerek yaşanabilmesini sağlar, performans anksiyetesinden uzak bir ilk gece, balayı ve evlilik sürdürebilmesini destekler. Evlilik sonrası ortaya çıkan performans anksiyetesinde ise yanlış cinsel tepkilerin benimsenmesi sonucunda ortaya çıkan cinsel “kaçınma” davranışlarının süreklilik kazanmaması ve çiftin başarısızlıklarına dair oluşan önyargılarının saplantı haline gelmemesi için mutlaka uzman bir cinsel terapistten yardım alınması gerekir. Cinsel performans anksiyetesini çözmeye ya da önlemeye yönelik cinsel terapide, hem maketler üzerinden hem cinsel eğitim videolarıyla hem de çizimler yaparak cinsel bilgilendirme yapılır, ev ödevleri şeklinde verilen cinsel egzersizler ile olumsuz ve yanlış olan tüm düşüncelerin ve cinsel davranışların olumlu ve doğru olanlarıyla değişmesi ve “anlamlı seks”yaşanması sağlanır. Anlamlı bir seksin ayrılmaz parçaları ise şunlardır: cinsel arzu, içtenlik, cinsel deneyimlere verilen anlam, seks yapılan ortam, insanın ruh dünyası, partner ilişkisi ve birlikte olunan partnerin özellikleri… Bu parçalar sekste ve seksten alınacak hazda çok önemlidir. Cinsel arzu, bir ilişkide reddedilme ve yanlış anlaşılma riskine rağmen birine cinsel benliği, cinsel istek ve dilekleri sunma yetisidir. Bu nedenle cinsel içtenlik ve arzu risklidir. Bir taraftan, alınan risklerin doğasına uygun olarak anksiyeteye neden olurlar. Diğer taraftan ise yoğun, anlamlı ve tatmin edici bir cinsel deneyime yol açarlar. Unutulmamalıdır ki, cinsel davranışların hepsi öğrenilmiş davranışlardır ve her zaman daha iyisi olabilir.

Cinsel narsisizm aldatma nedeni

Erkekler ve kadınlar neden aldatır? Aldatmayla ilgili yeni bir bilimsel gerçek daha ortaya çıktı. Meğer cinsel narsisizm de bir aldatma nedeniymiş.

İlginç ve önemli bilginin kaynağı Florida Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü ile Kuzey CarolinaÜniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği “Evliliğin İlk Yıllarında Narsisizmve İhanet / Sadakatsizlik İlişkisi” konulu araştırma.

CİNSEL YÖNDEN KENDİNİ AŞIRI YETENEKLİ GÖRENLER

Toplam 123 evli çift üzerinde yapılan bu çalışmada cinsel narsisizmin evlilikte sadakatsizliği ne derece etkilediği konusu incelendi.

Narsisizmin sadakatsizlikle ilişkisi olduğunu düşünmek için teorik düzeyde sebepler bulunduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, çiftleri yakından ilgilendiren bu önemli araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

“Cinsel yaşamda ortaya çıktığı taktirde narsisizmin cinsel davranışları etkilediği fikrinden hareketle, kişideki cinsel narsisizm duyguları ve sadakatsizlik arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu düşünülüyor. Bu ilişkinin ortaya çıkma sebeplerini anlamaya yönelik yapılan çalışmalarda cinsel narsizmin dört farklı yönünün (cinsel istismarcılık, cinsel yönden kendini aşırı yetenekli görme, cinselliğin hakkı olduğunu düşünme ve cinsel empati eksikliği -sadece kocalarda-), bu duruma sebep olduğu ortaya çıktı.

NARSİSTLER DE ALDATILIR

Araştırmaya göre, narsistlik düzeyi yüksek kişiler geçmişte partnerlerine ihanet ettikleri zamanlar olduğunu söylediler.

Öte yandan, narsistlik düzeyi yüksek kişilerin diğer kişilere göre partnerleri tarafından aldatılma riski daha fazla.

4 yıl süren araştırmada 243 katılımcının hepsi (üç erkek katılmadı) ya da eşleri en az iki kez ihanet yaşadıklarına dair bildirim yaptı.

Eşlerden 139’u ya da partnerleri (yüzde 57.2), araştırmaların yedi aşamasının hepsinde ihanet yaşadıklarına dair bildirimi yaptı, 56’sı (yüzde 23) altı aşamada ihanet bildirimi yaptı, 15’i (yüzde 6.2) beş aşamada, 16’sı (yüzde 6.6) dört aşamada, 15’i (yüzde 6.2) üç aşamada ve ikisi (yüzde 0.8) sadece iki aşamada ihanet yaşadıklarına dair bildirim yaptı.

TATMİN OLMUYORSA İHANET EDER

Sadakatsizlik ve kişideki cinsel narsisizm arasında doğru bir orantı, sadakatsizlik ve cinsel tatmin ve evlilikten duyulan memnuniyet arasında da ters orantı var. Bu durum hem erkekler hem de kadınlar için geçerli.

Kişinin cinsel yaşamından duyduğu memnuniyet ve sadakatsizlik arasında ters orantı var ve cinsel yönden tatmin olmayan eşler, ihanet etmeye daha fazla meyilliler.

Aynı şekilde, cinsel narsizm duyguları yüksek olan eşler, kadın veya erkek fark etmiyor, bu duyguları düşük seviyede olanlara göre, eşlerini aldatmaya daha meyilliler.”

Psikolog Başkak, yapılacak yeni araştırmalarla narsizmin değişik yönleri ve sadakatsizlik arasındaki bağlantı incelenerek, sadakatsizliğe neden olan belli psikolojik süreçlere dair önemli bilgiler elde edilebileceğini sözlerine ekledi.

Cinsel açlık mı çekiyorsunuz?

Sizinle evlenecek kadar sizi çok seven birinin, sizinle pek sık seks yapmak istememesi, incitici olduğu kadar biraz da kafa karıştırıcıdır. Siz de evli olduğu halde seks açlığı çekenlerden misiniz?

Yatak odanızda işler yolunda gitmiyor mu? Cevabınız ‘evet’ ise bu problemi çözmek için ilk olarak eşinizin cinsel isteksizliğinin altında yatan sebepleri aramaya başlayın. Cinsel istek azlığının altında yatan sebepleri belirleyin, kibar fakat kararlı bir üslupla bu sebepler hakkında eşinizle konuşun ve bu sebepleri ortadan kaldırma konusunda ısrarcı olun.

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, cinsel istek azlığının altında yatan nedenleri ‘isteksizlik’, ‘ilişkiyle ilgili problemler’ ve ‘fiziksel problemler’ olmak üzere üç grupta topluyor. Psikolog Mehmet Başkak, cinsel istek azlığının ardında yatan ya da yatması muhtemel problemler ve çözüm yolları hakkında şu önerilerde bulunuyor:

Cinsel isteksizlik nedenleri nelerdir?

Çocuklukta cinsel taciz ya da tecavüze maruz kalma: Çocukken maruz kalınan taciz ya da tecavüz vakaları sonucu duyulan acı, korku ve utancı bastırmak için bazı kişiler cinsel isteklerini bastırmak için özel bir çaba harcarlar.

Özel alanın olmaması: Ebeveyn ya da çocuklarla aynı yerde uyumak kişide mahremiyet eksikliğinden dolayı cinsel isteksizliğe neden olabilir. Bu durum erkeklere nazaran, kadınları daha çok etkiler.

Dış görünüşünü beğenmeme, kendini cinsel olarak çekici bulmama: Dış görünüşümüz ya da cinsel performansımızla ilgili olumsuz bir algıya sahip olmak cinsel isteği yok eden sebeplerden biridir. Vücudumuzdan utanmak ya da cinsellikle ilgili bir vücut organının çok küçük ya da garip görünüşlü olduğunu düşünmek cinsel isteksizliğe sebep olabilir.

Yakınlaşma korkusu: Kişinin geçmiş ilişkilerinde aldığı yaralar mevcut ilişkisindeki ruh halini de etkiler, kişinin partneriyle yakın ve bütün olduğu bir ilişki kurmasını zorlaştırır. Erkeklerdeki bu korku bir kadınla bu denli yakınlaşmanın zayıflık göstergesi olduğu ya da erkekliğe yakışmadığı düşüncesinden kaynaklanabilir.

Bir günah işlemekten duyulan suçluluk duygusu: Mastürbasyon yapmak, rastgele cinsel ilişkiler yaşamak, kürtaj yaptırmak, evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamak, eşinizi tanımadan önce başka biriyle yaşadığınız cinsel ilişki, porno izlemek, aldatma ve bunun gibi şeylerden duyulan suçluluk, cinselliği size azap veren bir deneyime dönüştürebilir. Cinselliğin bir tabu olarak görüldüğü katı ailelerde yetişen kişiler de aslında normal ve doğal olan cinsellikle ilgili düşünceler ya da arzularla ilgili suçluluk duygusu hissedebilirler. Hatta bu durum kendi eşine karşı duyduğu cinsel istekten bile suçluluk duymaya kadar varabilir. Bazı kişiler cinsel yaşamlarında eşleriyle yapmayı düşündükleri fanteziler nedeniyle de suçluluk duygusu hissedebilirler.

Çok yoğun olma, stres, gerginlik: Cinsellik için kişinin biraz zamana ve rahatlamaya ihtiyacı vardır. Sürekli stres altında olmak ya da kişinin yapması gereken çok fazla şey olması sonunda cinsel isteğin azalmasına sebep olur.

Depresyon: Depresyonda olmak hayatınızdaki birçok şeyi sekteye uğratır, buna cinsel istek de dahil.

Affedememezlik, üzüntü, karamsarlık, korku, öfke, nefret: Güçlü negatif duygular hayatınızın geri kalan kısmındaki duygusal enerjiden çalarlar. Cinsel isteğinizin etkilenmesi için bu negatif duyguları eşinize karşı hissediyor olmanız şart değil.

Fazlasıyla çılgın bir cinsel fantezi dünyası: Aldatma, aşk romanları, pornografi, mastürbasyon, diğer cinsel bağımlılıklar eşiniz için gereken duygusal ve fiziksel istekten sizi yoksun bırakan tüm duygusal meşguliyetler cinsel isteğinizi azaltabilir.

Çok yoğunsanız cinselliğe vakit kalmaz: İşinize çok fazla vakit ayırmak ya da duygusal olarak diğer insanlarla çok meşgul olmak da cinsel isteğinize ket vurabilir ve eşinize harcamanız gereken enerjiden çalabilir. Bu mesele her ne kadar basit gibi görünse de birçok problemin ortaya çıkmasına sebep olur. İşkoliklik, çok yoğun bir yaşam tarzı, arkadaşları (kadın ya da erkek) eşinize tercih etme cinsel isteğinizi azaltabilir.

İlişkiyle ilgili problemler

Cinsellik dışı yakınlığın olmaması: Size karşı soğuk ya da yabancı gibi duran birine karşı cinsel arzu duymanız biraz zor. Uzun yıllar süren evliliklerde, evlilikten ve eşten duyulan memnuniyetin ve ona karşı hissedilen yakınlığın cinsel istek üzerinde büyük etkisi vardır ve cinsellik dışı yakınlaşmalarınız ve sıcak ilişkiniz iyi bir cinsel yaşamın temel taşlarını oluşturur.

Cinsel yakınlık eksikliği, cinsel bozukluklar, kızgınlık, hayal kırıklığı: Seks isteğinizin sürekli olarak reddedilmesi duygusal ve fiziksel olarak cinsel isteğinizi öldürebilir. Aynı şey sürekli olarak cinsel ilişki anında orgazm olamadığınızda, iktidarsızlık, erken boşalma, gecikmeli boşalma ve yatak odasında yaşadığınız diğer hayal kırıklıklarında da başınıza gelir.

İlişki tekniği seçimiyle ilgili problemler, cinsellik bilgisinin olmaması: Kişinin cinsellik bilgisinin olmaması ya da eksik olması yatak odasında işlerin kötü gitmesine sebep olabilir. Bu da kişide sürekli hayal kırıklığı ve kızgınlık hislerine kapı aralar. Bunun sonucunda da kişinin cinsel isteği azalır. Karşı cinsi anlayamama ve kişilik farklılıkları hem yatak odasında hem de normal yaşamda eşler arasında ciddi sürtüşmelere sebep olabilir.

Güvensizlik, aldatma: Romantik ilişkilerin ya da evliliğin iyi gitmesi için partnerler ya da eşler arasında belli seviyede güven ve sadakatin olması gerekmektedir. Eşlerden biri diğerinin güvenini zedelediğinde, cinsellik için duyulan istek de azalır.

Saygı eksikliği, suiistimal ve bencillik: Size gerçek bir sevgi duymayan ve sürekli olarak sizi bir şekilde değersiz gördüğünü hisseden birine karşı cinsel istek duymanız aşırı derecede zordur.

Bıkkınlık: Çoğumuz yıllar boyunca aynı yemeği her gün yemekten pek heyecan duymayız, seks de böyledir. Cinsellikle ilgili yaşadığınız can sıkıntısını eşinize ifade ettiğinizde onun ne düşüneceğinden korkmanız bunu ifade etmenize engel olur ve yaşadığınız bıkkınlık büyür gider.

Fiziksel problemler

Sağlık sorunları: Anemi, yüksek tansiyon, diyabet, multipl skleroz ve hemokromatoz gibi rahatsızlıklar kişide cinsel istek azlığına sebep olabilir. Bazı doktorlar da henüz teşhisi konmamış tiroid rahatsızlığının cinsel istek azlığı vakalarının önemli kısmının sebebi olduğu görüşünde.

İlaç alımı, ilaçlı tedaviler ve uyuşturucu kullanımı: Alkol tüketimi, hormonal doğum kontrol yöntemlerinin birçoğunun da dahil olduğu reçeteli ilaçlar ve uyuşturucu kullanımı cinsel istek azlığının sebepleri arasında bulunuyor. Kemoterapi, yüksek tansiyon ilaçları, anti-depresan ve sakinleştirici ilaç kullanımı ve diğer medikal tedaviler de cinsel istek azlığına sebep olabilir. İlaçları ya da alınan dozları değiştirerek bu problemi çözmek mümkündür, o nedenle böyle bir problemle karşılaştığınızda, bunu doktorunuzla paylaşmanız gerekir. Fazla alkol tüketimi erkeklerde cinsel isteği öldüren en yaygın sebeplerden biridir.

Hormonlar: Bir kadının doğal hormon döngüsü cinsel isteğinin bazen azalmasına bazen de artmasına sebep olur. Hormonlar, hamilelik, emzirme ve menopoz dönemlerinde de kadınlardaki cinsel isteği etkilerler. Düşük testosteron seviyeleri hem kadın hem de erkeklerde cinsel isteği azaltır ama bu durum erkekler arasında nadir olarak görülür.

Yorgunluk: Sürekli yorgunluk hali zaman zaman hepimizin başına gelir ama kronik olarak yorgunluk yaşıyorsanız önceliklerinizi gözden geçirmeniz gerekmektedir. Sağlıklı beslenin, yeteri kadar dinlenin ve egzersiz yapın (sigara içiyor ya da alkol kullanıyorsanız ya bunları azaltın ya da tamamen bırakın). Yorgunluk erkeklerde, her ne kadar cinselliği arzu ediyor olsalar da ereksiyonu zorlaştırabilir, benzer fonksiyon bozuklukları çok yorgunluk yaşayan kadınlarda da ortaya çıkar.

Ağrılı cinsel ilişki: Enfeksiyonlar, doğum esnasında atılan kesinin tam iyileşmemiş olması, endometriyozis hastalığı, sırt ağrıları ve diğer bazı rahatsızlıklar seksi kişiye rahatsızlık ya da acı veren bir eylem haline dönüştürebilir, bu da cinsel isteğin azalmasına sebep olur.

Cinsel isteksizliğin sebebi kişisel ya da ilişkiyle ilgili bir problem olduğunda, problemle ilgili eşinizle konuşmak meselenin çözümüne yardımcı olabilir. Altta yatan problemler tespit edilip, çözülmeye başladığında cinsel isteğiniz doğal olarak geri gelecektir. Cinsellik sizin için daha doğal bir hal alana kadar bir süre bu konu üzerine yoğunlaşmanız gerekebilir.

İlişkiyle ilgili meselelerin çözümü eşlerden her ikisini de ilgilendirdiği için nispeten zordur. Ama her iki eş de sorunun çözümü için istekliyse, aradaki farklılıklar halledilebilir. Çok büyük problemler söz konusu olduğunda profesyonel destek almak daha faydalı olabilir. Sağlık problemlerine bağlı cinsel isteksizlik yaşıyorsanız, mutlaka doktorunuza görünün. Kendinizi iyi hissettirecek yaşam tarzı değişikliklerini yapın.

KADINLARDA CİNSEL İSTEKSİZLİK NEDENLERİ

Yeterli cinsel uyarılmaya rağmen cinsellik yaşama isteğinin yetersiz olması ya da hiç olmaması durumuna “cinsel isteksizlik” denir. Toplumda kadınlar arasında görülme sıklığı oldukça fazla olan bu cinsel işlev bozukluğunun tedavisi mümkündür.

Bu sorunu yaşayanların büyük bir kısmında sorun fiziksel değil, psikolojik sebeplerden kaynaklanır. Hasta öncelikle bir jinekolog hekim tarafından muayene edilmeli ve fiziksel bir sorun yaşamadığı tespit edilmelidir. Sonrasında ise sorunun psikolojik boyutu ele alınarak tedavisi bir cinsel terapist tarafından planlanmalıdır. Cinsel isteğin yeterli düzeyde olmadığı kişi, cinsellikten uzak durma isteği ile partnerinden de uzaklaşabilir. Bu da beraberinde ilişki problemlerine ve erkekte de bazı cinsel işlev problemlerine (erken boşalma, sertleşme sorunu, isteksizlik, geç boşalma gibi) sebep olabilir. Bu yüzden sorun kronikleşmeden ve ilişki yıpranmadan destek alınmalıdır.

ilişki problemleri

Bir ilişkide kavganın, tartışmanın sıkça yaşanması kadın için de erkek için de yıpratıcıdır. Cinsel sorunlar ilişki problemlerine sebep olabildiği gibi ilişki problemleri de isteksizliğe sebep olabilmektedir. Çoğu durumda ise bu bir kısır döngüye girerek birbirini takip etmektedir.

Orgazm Olamama

Kadının cinsel ilişki sırasında zevk alması, rahatlaması ve boşalması tekrar ilişkiye girmek istemesi için çok önemli bir ön koşuldur. Seksten zevk almayan, acı duyan, sadece erkek partner için yapılması gereken bir görev ve iş olarak bunu yaşayan kadında cinsel isteksizliğin yaşanması kaçınılmazdır. Bu tıpkı karnınızın doymadığı bir sofraya oturmak istememek gibi doğaldır. Doğru bilgilendirme ve tekniklerle aşılabilecek bir problemdir.

Öfke

Kadın daha çok duygularıyla hareket eden bir varlıktır. Öfke ise birçok duyguyu içinde barındıran bir ikincil duygudur. Kadın geçmişe, evlilik sürecinde olanlara, eşine, kayın validesine ya da eski partnerine öfkeli ise cinsel isteksizlik yaşayabilir. Kadının geçmişle ilgili ve an’a dair özellikle öfkeye sebep olan meseleleri halletmesi cinsel haz alması için önemlidir. Geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimlerin izlerinin silinmesi için uzman desteği gerekir. Kadın anatomisi ve psikolojisi erkeğinkinden çok farklıdır. Kadının istekli olması için hazza odaklanması gerekir. Bunun için de manevi tatmin yaşıyor olması şarttır. Güzel ve değerli olduğunu, sevildiğini duymak, beğenildiğini hissetmek kadının cinsel istek duyması için oldukça önemlidir. Cinsel isteksizlik pek çok bileşeni olan bir durumdur. Eğer 6 aydan uzun sürüyor ve çift problemlerine neden oluyorsa mutlaka destek alınması gerekir.

Erkeklerin yatakta sevmediği davranışlar

İnanılanın aksine erkekler için yatakta her şey mübah değildir. Onların da nefret ettiği pozisyonlar, kelimeler ve tutumlar vardır.

Erkekler kız arkadaşlarının deneyimsiz olmalarına artık tahammül edemiyorlar, özellikle yatakta düşüncesiz davranmanıza katlanamıyorlar.

Erkeklerin yatakta hoşlanmadığı öğrenmek istiyorsanız buyurun okuyun.

  • Erkekler sevdiği kadının daha önceki sevgilileriyle olan sevişme videoları olmasından nefret eder. Ve hatta seksi fotoğraflardan bile kıskanır.
  • Sadece uzanıp yatan kadınlar erkekler için çok cezbedici görünmüyor. Altta olsanız bile hareket halinde olmanız erkeklerin ateşlenmesine sebep olur. Ama kımıldamadan yatarsanız erkek bunu sorgulamaktan zevk alamaz.
  • Erkek boğa siz kovboy pozisyonundayken iki büklüm olmanız erkeğin sinirlerini bozar ve sürekli olarak sizi doğru pozisyonu almanız için zorlar. Sırt kamburunuzu istemsiz şekilde dışarı çıkarıyorsunuzdur. En iyisi siz sevgilinizi dinleyin ve bedeninizi rahat bırakın.
  • Her ne kadar çok normal bir durum olasa da, kadının farkında olmadan başına gelen bir olay olsa da ve asla utanılacak bir durum olmasa da erkekler vajinaya kaçan ve daha sonra sesli bir şekilde dışarı çıkan hava akımından nefret ederler. Pek çok azı bunun olası bir durum olduğundan habersizdir.
  • Poposundan uzak durun! Her ne kadar kalçalarımızda ve malum bölgemizde çok sayıda sinir uçları olsa da ve bu bazı durumlarda zevk verse de erkekler kalçalarına uzanan ellerden hiç haz etmezler. Ve çoğu zaman siz sadece tutuyor olsanız bile seksi yarıda kesebilirler.Eğer üstte siz varsanız ve bir şeyler için acele ediyorsanız erkek arkadaşınızın hoşuna gitmeyecektir. Çünkü yaptığınız ani ve sert hareketler sonucunda penisinin kırılmasından korkuyor ve geriliyordur. Her ne erkek arkadaşınızın cinsel uzvu kemik olmasa da, kasların sert darbelerle eğildiğini biliyoruz. Siz siz olun nazik ve dikkatli davranın.
  • Tırnaklarınızı geçirip sırtında derin yaralar bırakmayın. Her ne kadar seks sırasında bu durum çok cezbedici gelse de her şey bitip ayna baktığı zaman bu onun hiç hoşuna gitmeyecektir. Spor salonunda üstünü çıkaramayacak, erkek arkadaşlarıyla evde rahat rahat üstsüz takılamayacak ve yaralar geçene kadar aklı onlarda olacak.
  • Çok kuru olduğunuzda  erkek arkadaşınız sizin onu arzulamadığınızı düşünür, Eğer ıslanmıyorsanız ve bu artık sizin için bir problem haline geldiyse eğlenceli ve değişik bir durum olacakmışcasına sevgilinize kayganlaştırıcı kremlerden kullanmayı önerin.

Kilo Sorunu Olanlara Seks Tavsiyeleri

Şişmanlık çoğu zaman sağlıksız bir durumdur ama kadınlar için pek çok açıdan tam bir trajediye dönüşebilir. Kilo sorunu olan kadınlar evde, dışarıda, iş hayatında ve de sosyal hayatta her zaman sorunlarla karşılaşır, güven bunalımları yaşarlar.

Seks hayatı açısından da kilo almak kadınlar için büyük bir sorundur. Elbette ki aşırı kilolu kadınların da tıpkı normal insanlar gibi cinsel ihtiyaçları vardır. Ancak hem hareket kabiliyetlerindeki kısıtlılık hem de bedensel performanslarındaki düşüklük onların cinsel işlevlerinde büyük zorluklara neden olabilmektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı hem aşırı kilolu olanların hem de onların partnerlerinin uymaları gereken birtakım basit kurallar vardır. Bu kurallar sayesinde cinsel hayat sorunsuz olarak sürdürülebilir.

Cinsel aktivitede her şeyden önce iyi bir vücut direncine ihtiyaç vardır. Bu nedenle kilo sorunu olan kadınların cinsel aktivitelerinde ruh, kalp ve beden uyumuna dikkat etmeleri gerekir. Cinsel aktivite adeta bir spor gibidir ve vücudun birçok kaslarını harekete geçirir. Ancak normal insana göre daha çabuk yorulan ve kalp ritmi artan kilolu kadınlarda bu tip hareketler çabucak zorlayıcı bir hal alabilir. Bu nedenle temponun yavaş olmasında, arada bir küçük molalar verilmesinde ve hareketlerde kontrollü olunmasında yarar vardır.

Cinsellik iki kişinin arasında yaşanan bir olgudur. Bu nedenle partner uyumu oldukça önemlidir. Aşırı kilo sorunu olan bir kişinin partneri onun gibi olabilir veya olmayabilir de. Bu nedenle karşı tarafın uyum içinde ve anlayışlı davranması hem birlikteliği olumlu yönden etkiler hem de cinsellikle ilgili kaygıları olan aşırı kilolu kişide güveni yerine getirir. Tüm bu bilgilendirmeden sonra gelelim sizlere olan tavsiyelerimize.

YASTIKLAR EN İYİ DOSTUNUZDUR

Cinsel aktiviteler esnasında yatakta çeşitli büyüklüklerde “yastıklar” bulundurulması kilo sorunu olan kişilerin yararına olur ve yastıklar belin altına yerleştirildiğinde hem o kişinin hem de partnerinin işi kolaylaşır.

MİSYONER POZİSYONU

Aşırı kilolar seks yapılmasına asla engel değildir. Yeter ki çift doğru pozisyonu bilsin. Özellikle aşırı kilolu kadınlar için tavsiye edeceğimiz pozisyon oldukça sık başvurulan misyoner pozisyonudur. Alışılmış olan bu pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olarak seviştiği pozisyondur. Kilo sorunu olan kadınların çoğu bu pozisyonu beğenirler. Misyoner pozisyonu pozisyonlar içinde en verimli olanıdır. Kadının gevşemesini, daha çok zevk almasını sağlar ve erkeğin alt karın darbelerine yardımı olur. Aynı zamanda karşılıklı olarak çiftlerin birbirini okşamalarına ve öpüşmelerine daha uygundur. Birleşme daha verimli, daha zevkli ve daha duygusal olabilir. Bu pozisyonda belin altına alınan küçük bir yastıkla kişi rahat olabilir. Bacakların hafifçe yanlara açılması da birleşme sırasında doğru bir açı yakalanmasına ve partnerin rahat bir şekilde girişine yardımcı olabilir.

DİZ DİRSEK POZİSYONU

Kilo sorunu olan kadınlara önerilen bir başka pozisyonda ‘dört ayak pozisyonu’ da denilen diz-dirsek pozisyonudur. Bu pozisyonda kadın erkeğin önünde dizlerinin ve ellerinin üstüne çöker. Bu pozisyon, çifte cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan kalçasıyla darbeler yapabilir ve birleşmenin derinliğini duyabilir. Bunun gibi pozisyonları düşünmek elbet de çiftin hayal gücüne kalmıştır.

Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Çünkü cinsellik, rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır. Ancak unutulmaması gereken şu ki, her ne şekilde olursa olsun her zaman bedensel özellikler ve performans göz önüne alınmalıdır.

KİLO SORUNU OLAN BİR KADIN SEKSİ OLABİLİR Mİ?

Kilo sorunu kültüre ve coğrafyanın koşullarına göre değişebilir, pek çok kültürde verimliliğin, bolluğun ve hayatta kalmış olmanın becerilerinden biri olarak görülürken, şimdilerde pornografik seksüalitenin ve tek bir kalıbının dayatıldığı bir şımarıklıkla aşağılanmaya çalışılıyor. Bu doğru değil. Yapılan araştırmalar gösteriyor kadının çok güzel veya zayıf olması onun aynı zamanda seksi olduğu anlamına gelmiyor. Bir kadın ne kadar güzel ve zayıf olursa olsun eğer yatakta kötüyse, erkek ondan soğuyabiliyor ve ayrılabiliyor. Yine şişman bir kadın eğer yatakta iyiyse bu onu erkeğin gözünde vazgeçilmez kılabiliyor. Ancak kadınların bir kısmı çok yanlış bir şekilde, bu dünyadaki değerlerinin dış görünüşlerine ve özellikle kilolarına bağlı olduğuna inandırıldıkları için, şişmanlık ve seksi olmak kavramlarının birbiriyle alakalı olmadıklarını düşünebiliyorlar. Gereğinden fazla kilolu biri olarak hep zayıf kişilere karşı kendilerinde bir eziklik hissedebiliyorlar, başkalarının ne düşündüğüne çok önem verebiliyorlar ve böyle kendi bedenlerine ve ruhlarına zulmedebiliyorlar. Tabi bu da seksi olmadıklarını düşünmelerine yol açabiliyor. Ancak düzgün bir vücudu herkes ister ama önemli olan ruhen ve bedenen sağlıklı olmaktır. Bu nedenle sekste şekil ve görünüş önemli olmakla beraber tek kıstas değildir, önemli olan kişinin kendisine güvenerek ve düşüncelerinden arınarak ruhunu ve bedenini paylaşabilmesidir, seksi bir armağan olarak karşısındakine sunabilmesidir. Yaşanan bu paylaşımlardan keyif alan, özgüveni yerinde, utanmayan, etrafına neşe saçan, hayat ışıltısı gözlerinden taşan, kendisiyle son derece barışık, kendini seven ve beğenen her şişman kadın seksi olabilir. Hatta kilolu kadınların bir kısmı zayıf kadınlara göre sekse daha düşkün olabiliyorken; erkeklerin bir kısmı da büyük göğüslü ve iri kalçalı şişman kadınlardan hoşlanabiliyor, bu bir tercih meselesi.

 

EVLİLİKTE EŞ OLMAK

Estrogenolit Hap
Evlilik; bir taraftan yakınlaşmak isteyen, diğer taraftan uzaklaşmak isteyen benliğimizin güç savaşıdır. Bu güç savaşı sürerken ilave olarak eş faktörünün de eklenmesiyle iyice kaos içerisinde bulur birey kendini.
Asıl önemli olan, önce “kendi” olabilmedir. kendilik sistemi sağlam ve yeteri kadar enerji ile donatılmış bireyler karı-koca sistemine daha sağlam ve mutlu yatırım yaparlar. İyi bir karı-koca olabilmenin üstüne ebeveynlik sistemi kurulur.
Ama bu 3 sistem kendi içinde dengede kalabilmeli ve birbiri içinde yok olmamalıdır. Ebeveynlik sistemine çok yatırım yaparak tabiri caizse saçını süpürge edenler, zamanla eş olmayı unutarak başka sonuçlara neden olabilirler. İster “ebeveyn” ister “eş” olunsun temelinde “birey” olabilmek yatar her halükarda.
Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap
unutulmamalıdır ki herkesin hayatta seçim yapma özgürlüğü vardır. Ve her seçim, sorumluluklar beraberinde getirir. Seçimimiz özgürlüğümüzü yansıtır ama sorumluluklarımız da zorunluluklarımız yansıtır.
Bir çift ayakkabı nasıl ki birbirine “eş” iken, asla birbirine “eşit” değilse,kadın-erkek ilişkisi de böyledir. Eşit olduğunu düşünenler sadece aynadaki yansımayı gerçeklikle karıştıranlardır. Oysa o bir yansımadan ibarettir. Eşlerde birbirinin yansımasıdır aslında. Karşısındakinde olan, kendinden benzer davranışlar o kişiyle bütünleşmeyi sağlar. Onda ki beni görerek bütünleşmedir bu. Fakat her bütünleşme içerisinde ayrışmanın iki noktasını içerir. Hayatta eşitlik ararken eş olmayı unutmamak ümidiyle…
Estrogenolit Hap

Ten uyumu nedir? Ten uyumu nasıl anlaşılır?

Çiftler arasındaki uyum; birçok faktörün bir araya gelmesi ile oluşur. Ruhsal uyum kadar fiziksel ve cinsel uyum da eşler arasındaki bağı artırır. Bunlardan bir tanesi dahi eksik olduğunda tam bir uyum yaşanmayacağı için ilişki zamanla yıpranabilir. Dr. Mehmet.Yavuz, konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Ten uyumu nedir?

Eşler arasında uyumlu bir cinsel anlayış olduğunu gösteren ten uyumu, dokunma isteğini arttıran bir istek olarak tanımlanabilir. Sadece cinsel uyum olarak anlaşılsa da aslında farklı etkenlerin bir araya gelmesi ile oluşur. Yani burada cinsel uyum bir sonuç niteliği taşırken, çekicilik, hayal, tutku, zevk alma-verme, hayattan uzaklaşmak gibi hissedilen duygular, cinsel uyumun en önemli ön koşullarıdır.
Vücutta çeşitli maddeleri salgılayarak, sağlıklı ve mutlu yaşamamızı sağlayan maddelere “hormon” deniyor.

Vücudumuzun salgıladığı hormonlardan birisi olan “Feromon”unkeşfedilmesi, ten uyumu ve cinsellik arasındaki ilişkiyi açıklamaktadır. Aşkı kontrol eden bu madde, hava yolu ile alınarak beyne iletilir ve bu sırada bir ten iletişimi gerçekleşir. ”Aşk Kokusu” olarak açıklanan feromon, kişilerin davranış şekillerini bile etkileyebilir. Örneğin kadınların yumurtlama döneminde etrafa yaydığı feromonlar, erkeklere diğer zamanlardan daha çekici gelir.

Ayrıca tek başına yaşayan erkeklerin sakal ve saçlarının geç çıkması, birlikte oturan kadınların adet günlerinin aynı zamana rastlaması, birlikte yaşayan insanların birbirlerine benzer davranışlar göstermelerinin altında feromonlar olduğu iddia edilmiştir.

Ten uyumu nasıl anlaşılır?

Ten uyumu hissedildiğinde kişide; kalp atışının hızlanması, sürekli dokunma isteği ile kendini gösterir. Sürekli dokunmak, o anda kalma isteği, ten uyumunu kişiler için çekici kılıyor.Bir kez yaşandığında bağımlılık yaratan bu uyum, kişide, “acaba aynı tenden mi yaratıldık” gibi bir his oluşturur. Kişilerde coşku, mutluluk, özgüven gibi iyi hisler uyandıran bu uyum, zaman içinde büyüyen ve gelişen bir durum değildir.

Cinsel isteği arttırarak, çiftler arasında sağlıklı bir cinsel yaşamı sağlar.
İlişkilerde zorunlu bir kriter olmasa da eşler arasındaki bağı güçlendirici bir etkisi vardır. Ten uyumunun aşk ile aynı anlama geldiği düşünülse de daha çok çiftlerde bağımlılık yaratan bir etkisi vardır. Toplumda aşk yaşayanların ortalama yüzde 10’unda ten uyumu vardır.

Ten uyumu biter mi?

Fakat aşk gibi ten uyumu da zamanla kaybolabiliyor. İlk heyecanlarını kaybeden çiftler, monotonlaşan ilişkilerinin sonucunda, tekrar aynı duyguları yaşamak için alternatif ilişkilere yönelebiliyorlar. Yasak ilişkinin yakalanma korkusu ile sahte bir heyecan hisseden kişiler, eşlerine karşı sadakatsiz hale gelebiliyorlar. Bu durumu önleyebilmek için çiftlerin duygularını açıkça konuşabilmeleri ve ilişkilerini canlandırabilmek için yeni şeyler denemeye açık olmaları gerekiyor.

Bunun dışında; korku, kaygı bozukluğu, eşin kendisine dokunmasına tepki, eşe dokunmayı istememek, erkekte güvensizlik duygusu ve kadında isteksizlik gibi belirtiler de ten uyumunun kaybolmayı başladığını gösterir. Çiftler arasında, sarılıp uyuma gibi sürekli temas halinde kalma durumu, azalmaya başladıysa konu ile ilgili profesyonel bir destek alma zamanı gelmiş demektir.

Ten uyumu eksikliği çiftler arasında sorun yaratır mı?

Çiftlerin cinsel hayatları, evliliklerine ciddi anlamda etkide bulunuyor. Kişilerin Cinsel hayatlarında yaşadığı sıkıntılar, o birlikteliğin uzun süreli ve sağlıklı olmasını zorlaştırabilir. Yapılan araştırmalara göre cinsel hayatın mutlu evliliklere katkısı, yüzde 70’lerde görülmüştür.

Ten uyumu, görülen semptomlar nedeni ile ilk gece korkusu, ereksiyon sorunları, vajinismus gibi durumlar ile karıştırılabiliyor. Fakat bu sorunların tedavisi, ten uyumuna göre daha kolaydır. Ten uyumu ilişkinin ilk zamanlarından itibaren hissedilen bir duygudur ve sonradan oluşturulması bir hayli zordur. Bu gibi durumlarda, ilişkinin seyrini, kişilerin beklentileri belirler.

Ten uyumunun aşk ile direk bağlantılı olarak düşünmek yanlış bir tutumdur ve kişilere hayal kırıklığı yaşatabilir. Oysaki her ilişkinin güçlü bir yanı vardır. Çiftlerin bunlar üzerinde odaklanması, aralarındaki bağı arttıracaktır.

 

Yeni yıla güvenli seks ile girin!

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (Cised) cinsel terapistlerinin yaptığı araştırmalar sonucu aralık ve ocak ayının ve özellikle yılbaşı tatilinin cinsel aktivitelerin tavan yaptığı bir dönem olduğu ortaya çıktı…

Birçok kişiye güzel ve eğlenceli bir yılbaşı tatilde en mantıklı aktiviteler eğlenmek ve seks gibi geliyor. Çoğu kişi 2-3 günlük yılbaşı tatilinde iş, okul ya da üniversite dışında olacağı için yeni yıla partnerleriyle girmek istiyor.

Günlük işler, iş yoğunluğu ve stresi olmadan yaşanacak 2-3 günde yıl boyu biriken stresi atmak veya negatif enerjiyi boşaltmak için seksle meşgul olunması çoğu kişiye çok normal gelebiliyor. Ancak, enerjilerinin büyük bir kısmını seks yaparak, alkol kullanarak atmak isteyen kişilerde “korunmasız seks” yaşamak, “istenmeyen gebelikler” ve “cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmak” gibi bazı beklenmedik sonuçlara yol açabiliyor.

İşte çarpıcı başlıklar:

Yılbaşı gecesi korunmasız seks yapma oranı artıyor…

Yapılan araştırmalara göre yılbaşı gecesinden sonra istenmeyen gebeliklerin ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların artış gösteriyor.

Aralık ve ocak ayında meydana gelen istenmeyen gebeliklerin normalden daha yüksek sayılara ulaşması, yaptığımız araştırmaların ortaya koyduğu bir kanıt olarak karşımıza çıkıyor.

Her yılın ilk çeyreğinde görülen gebelik oranlarının yılbaşından sonra zirveye çıkması ve aynı şekilde, her yılın üçüncü çeyreğinde evlenmemiş kadınların hamile kalma oranlarının artması diğer bir kanıttır. İstenmeyen gebeliklerin haricinde, her yılın ilk çeyreğinde frengi, bel soğukluğu, herpes, klamidya ve trichomoniasis gibi birçok cinsel yolla bulaşan hastalığın tavan yaptığını da görüyoruz.

Bunun yanı sıra, cinsel sağlık klinikleri ve hastanelerde yılın ilk çeyreğinde AİDS testlerinin yapılma oranının arttığını da görmekteyiz. Bu bulgular, aralık ve ocak aylarında diğer aylara göre daha az önlem alındığını göstermektedir.

Yeni yıla girmenin heyecanı halkımızı yanlış işler yapmaya teşvik edebiliyor…

Yeni yıla girmenin heyecanıyla çiftlerin vurdumduymaz bir ruh haline girebildiklerine dikkat çekiliyor.

Kış tatilinde meydana gelen korunmasız seks neden bu zamanlarda zirveye çıkıyor? Çünkü belki de, insanlar yılbaşı tatili içinde çok daha neşeli ve stressiz oluyorlar. Belki de bu zaman zarfı insanların çok daha fazla hoşgörülü ve tutkulu olduğu bir zamandır. Ofis partileri, okul kutlamaları, festivaller, insanların daha çok birlikte olması, mevcut ilişkiler, eski sevgililerin bir araya gelmesi ya da yeni tanışmalar, kontrolsüz alkol kullanımı gibi pek çok bahane ön plana çıkabiliyor.

Aslında bu bulguların tek bir açıklaması olabilir; yüksek alkol tüketimi, korunmasız ve riskli cinsel davranışlar. Aynı zamanda, sadece yılbaşı haftası içinde insanlara çok özel hazırlanmış cinsel aktivite içeren eğlenceler beklenmedik ve istenmeyen gebeliklere fırsat sunabiliyor.

Eğer halkımız 2019 yılına sorunsuz ve şanslı olarak kapatmak istiyor ve yeni yıla sağlıklı ve mutlu bir şekilde girmek istiyorsa, kendilerine ve partnerlerine bir iyilik yapmalı, korunarak seks yapmalı, kontrolsüz alkol kullanımından uzak durmalıdır. Aksi takdirde yeni yıl kâbusa dönüşebilir.

FARKINDALIKLI SEKS

Estrogenolit Hap
Benzerlerinden üstün anlamına gelen farkındalık(aşkın) “kendini aşma “olarak tanımlanır. Farkındalıklıcinsellikte tıpkı aşkta olduğu gibi başka bir aleme geçme durumu vardır. Bu nedenle farkındalıklı (aşkın)seks hayatın sırrı olarak görülebilir.
PEKİ SEKS YAPMAK NEDİR?
-rahatlamış ve gevşemiş bir halde,
-sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza ve hissetmeye odaklanarak,
-herhangi bir performans hedefi koymadan ,
-zamandan koparak,
-yavaş, ritmik ve uyumlu bir şekilde salınarak,
-haz alıp haz verebilme ,
-ruhu ve bedeni armağan gibi paylaşabilme,
-kimseyi tatmin etme zorlantısı olmadan,
-ne olursa olsun bir şekilde boşalıp,orgazm olabilme”BİLİM ve SANATI”dır.
Farkındalıklı seks sürecinde erkeğin kadını mutlu etmesinin ve manevi boşalmasını sağlayabilmesinin en iyiyolları nelerdir?
Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap
1. AŞKLA DOKUNMAK
2. İLGİYLE DİNLEMEK
3. BİRLİKTE KALİTELİ VAKİT GEÇİRMEK
4. ONU HAYATININ MERKEZİNE ALMAK VE BİRİCİK KILMAK
5.ROMANTİZM SUNMAK
6. AŞKLA ARZULAMAK
7. DÜZENLİ VE GÜVENLİ BİR YAŞAM SUNMAK
Farkındalıklı seks sürecinde kadının erkeği mutlu en iyi yolları nelerdir?
1. YAPTIKLARINI VE BAŞARILARINI FARK EDİP TAKDİR ETMEK
2. PERFORMANSINI ÖVEREK ERKEKLİĞİİNİ ONAYLAMAK
3. VARLIĞINA VE SUNDUKLARINA İHTİYAÇ DUMAK
4. EROTİZM SUNMAK
5. AŞKLA HİZMET DAVRANIŞLARINDA BULUNMAK
6.MUTLU ETMEYİ BAŞARDIĞINI ONA GÜLÜMSEYEREK GÖSTERMEK
7.YALNIZ KALMA İHTİACINA SAYGI GÖSTERMEK
Estrogenolit Hap